Reklam
Reklam
Reklam
Haşim Özyurt

Haşim Özyurt

[email protected]

KIZIL ELMA!

18 Mayıs 2021 - 17:03


"Kızıl", Türk kültüründe genellikle kıymetli sayılan bir renk; "elma" ise mistik bir yanı bulunan; bolluk, bereket, şifa kaynağı olarak görülen bir meyvedir. Ancak Kızıl Elma sembolleştirilmesinin elmaya değil, Eski Türklerde Güneş ve Ay’ı anlatan kızıl topa dayandığı düşünülür. Bu top, ‘muncuk’ adıyla bayrak ve tuğların tepesini süslemiş ve bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yeri ifade etmiştir.
Devletlerin her zaman bir hedefi bir amacı olmuştur. Türk devleti bu hedefe dünde bugünde"Kızıl Elma" demiştir. Dünya devletleri içinde olduğu gibi kalmak isteyen bir devlet görülmemiştir. Devletler hep büyümek, egemenliğini arttırmak ve daha güçlü olmak için çabalamıştır. Bunların bir kısmı başarılı olmuş, bir kısmı elindeki ile yetinmeyi acı tecrübelerle öğrenmek zorunda kalmıştır. Tarihimizden örnek verecek olursak, bir Cihan İmparatorluğu hedefiyle ecdadımız nice yollar aşmış, savaşmış, yorulmuş, kendi kızıl elması için büyük bedeller ödemiştir. Kurtuluş savaşında ise Kızıl Elma elde olanı asgari kayıpla korumaya dönüşmüş, sonrasında Kızıl Elma Hatay olmuş, Kıbrıs olmuş şimdi ise farklı coğrafyalarda farklı hedefler haline gelmiştir. 
Devletlerin olduğu gibi insanlarında Kızıl Elması olduğuna inananlardanım. Bizim Kızıl Elmamız neresi diye soracak olsam, bu soruya herkes kendinde eksik olanla cevap verecek, kimi için bu hedef itibar, kimi için bu hedef servet, kimi için makam olacaktır. 
Sanırım insan olmanın doğasında var bu. Hiç ölmeyecek gibi yaşıyor, kazandıklarımızın sonsuza kadar bizim olacağını sanıyoruz. Bunun böyle olmadığını anladığımız zaman ise çok geç olmuş oluyor. İnsanın dünyaya yiyip içip tüketmek ve çoğalmak dışında bir amaçla gelmiş olduğu gerçeğini bir türlü kabullenmiyoruz. Hayatlarımızın bir amaca hizmet etmesi gerektiğini çok azımız görüyor, çok azımız gerçek bir Kızıl Elma ile yaşıyor. 
Albert Einstein ; "Mutlu olmak için bir amaca bağlan, insanlara ya da eşyalara değil." der. Belki de içinde bulunduğumuz huzursuzluk ve mutsuzluğun kaynağı tam olarak bu. Amaçsız yaşamak!
Peki bu amaç ne olmalı? İnsan tabiatının değişkenliği ölçüsünde bu amaç farklılık gösterebilir. Kimimiz sokak hayvanlarını besleyerek, kimimiz yoksul çocukları okutarak, kimimiz ilim ve irfanla, kimimiz Yaradana ibadet ederek kendi fıtramıza göre amaçlar ediniyoruz/edinmeliyiz. 
Kendi Kızıl Elmamızı bulmadan mutlu olmayacağımız gerçeğini kabullenmeli ve bulur bulmaz Kızıl Elmaya kavuşmak için kendi hayatlarımızdan ödün vermeliyiz. Aksi halde dünyevi materyaller ile "an"ları kurtaracak fakat ebedi huzurdan mahrum kalacağız. 
Kalın sağlıcakla..

Bu yazı 314 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.