Gaziantep Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “İş Dünyası ve Finans Sektörü Gaziantep Buluşması”, reel sektör ile finans dünyasının üst düzey temsilcilerini buluşturdu.

Toplantıya Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney katıldı.

D S C F6235

Toplantıda konuşan Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep iş dünyasının finansmana ulaşırken karşılaştığı sorunları doğrudan banka yöneticilerine aktardı. Kredi maliyetleri, POS komisyonları, Eximbank destekleri ve kredi yapılandırmaları başta olmak üzere birçok konuda çözüm beklentilerini dile getiren Yıldırım, işletmelerin ayakta kalmasını amaçlayan yeni bir yapılandırma modeli de önerdi.

Yıldırım, reel sektör ile finans sektörünün ortaklaşa geliştireceği bir pilot uygulamanın Gaziantep’te başlatılmasını isteyerek, “Adına da ‘Gaziantep Modeli’ diyelim.” çağrısında bulundu.

“GAZİANTEP’E BAKARAK TÜRKİYE EKONOMİSİNİ GÖREBİLİRSİNİZ”

Konuşmasının başında finansmanın ekonomi açısından taşıdığı kritik role dikkat çeken Yıldırım, kamu bankalarının pandemi ve deprem dönemlerinde iş dünyasına sağladığı desteği unutmadıklarını söyledi.

Finansmanın yatırım, üretim, ticaret ve ihracatın temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Yıldırım, bankaların sermayeyi, iş dünyasının ise katma değeri büyüttüğünü belirtti.

Yıldırım, “Ekonominin en güçlü itici güçlerinden biri finansmandır. Çünkü finansman varsa yatırım olur, üretim olur, ticaret olur, ihracat olur. Bankalar sermayeyi büyütür. İş dünyası katma değeri büyütür. Türkiye ise bu iki gücün ürettiği değerle büyür. Biri olmadan diğeri olmaz. İşte bugün de bu birlikteliği konuşmak için bir aradayız. Ve bunu konuşmak için de doğru şehirdesiniz. Çünkü Gaziantep’e bakarak Türkiye ekonomisinin fotoğrafını çekebilirsiniz.” dedi.

Gaziantep’in üretim kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin lokomotif kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Yıldırım, kentin ekonomik yapısının Türkiye’nin üretim, ticaret ve ihracat potansiyelini yansıttığını ifade etti.

D S C F6218
“GERÇEK İŞ ORTAKLIĞI ZOR ZAMANLARDA ORTAYA ÇIKAR”

Toplantının en önemli yönünün sorunların doğrudan sahadan konuşulması olduğunu belirten Yıldırım, kamu bankalarının pandemi, deprem ve ekonominin zorlu dönemlerinde iş dünyasının yanında yer aldığını söyledi.

Kamu bankalarının işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi, istihdamın korunması ve ticaretin devam etmesi için önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade eden Yıldırım, bu dayanışmayı unutmadıklarını dile getirdi.

Yerelde görev yapan banka yöneticileri ve çalışanlarının da üyelerle yıl boyunca yakın iletişim içerisinde olduğunu kaydeden Yıldırım, Gaziantep’teki bölge müdürlerine, şube müdürlerine ve tüm banka çalışanlarına teşekkür etti.

Bir işletmenin önünü açan unsurun her zaman yalnızca kredi olmadığını belirten Yıldırım, zamanında kurulan güven ilişkisinin de büyük önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar’ın da toplantıda bulunmasını fırsat olarak gördüğünü belirten Yıldırım, kamu bankalarıyla kurulan güçlü diyaloğun özel bankalarla da geliştirilmesini istediklerini söyledi.

Yıldırım, “Kapısını çaldığımızda bizi dinleyen, işimizi anlayan, çözüm üreten bir yaklaşımı hep birlikte güçlendirelim. Çünkü iyi günde kurulan bankacılık ilişkileri değerlidir. Ama gerçek iş ortaklığı zor günlerde belli olur.” şeklinde konuştu.

“GAZİANTEP’E VERİLEN FİNANSMAN, TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜNE KATKIDIR”

Gaziantep’in ekonomik kapasitesine ilişkin verileri paylaşan Yıldırım, kentin yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 4’ünü tek başına karşıladığını söyledi.

Gaziantep’in 55 ilin toplamından daha fazla ihracat yaptığını belirten Yıldırım, şehrin 92 bağımsız ülkeden daha yüksek bir ihracat hacmine sahip olduğunu ifade etti.

Gaziantep’in dış ticaret fazlası veren sınırlı sayıdaki şehirden biri olduğunu dile getiren Yıldırım, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 150 seviyesinde bulunduğunu ve kentin Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesine sahip olduğunu kaydetti.

Gaziantep’in yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını vurgulayan Yıldırım, kentin ticareti bilen, üretmeyi seven ve ihracatla büyüyen bir şehir olduğunu söyledi.

Yıldırım, “Bu şehirde insanlar fırsat beklemez, fırsat oluşturur. Riskten kaçmaz, risk alır. Bu şehirde kullanılan kredi beklemez. Üretime dönüşür, ticarete dönüşür, ihracata dönüşür, istihdama dönüşür, katma değere dönüşür.” ifadelerini kullandı.

Gaziantep’e sağlanan finansmanın yalnızca tek bir işletmeye verilen kredi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yıldırım, bunun Türkiye’nin rekabet gücüne yapılan bir yatırım olduğunu dile getirdi.

“FİNANSMANA ENFLASYONUN İKİ KATINA YAKIN MALİYETLERLE ULAŞMAK İSTEMİYORUZ”

İş dünyasının uzun süredir en önemli gündemlerinden birinin finansmana erişim olduğunu ifade eden Yıldırım, asıl sorunun yalnızca krediye ulaşmak değil, krediye katlanılabilir maliyetlerle erişebilmek olduğunu söyledi.

Komisyonlar, masraflar ve ilave yüklerin finansman maliyetlerini açıklanan faiz oranlarının çok üzerine çıkardığını belirten Yıldırım, enflasyondaki düşüş eğiliminin ticari kredi faizlerine daha güçlü biçimde yansımasını beklediklerini dile getirdi.

Politika faizi ile ticari kredi faizleri arasında yaklaşık 20 puanlık fark bulunduğunu kaydeden Yıldırım, işletmelerin enflasyonun iki katına yaklaşan maliyetlerle finansmana ulaşmak istemediğini belirtti.

Yıldırım, “Hiçbir işletme enflasyonun iki katı finansman maliyetiyle rekabet edemez.” dedi.

TİCARİ KREDİLER VE POS KOMİSYONLARI İÇİN DÜZENLEME TALEBİ

Ticari kredi büyüme sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, makroekonomik dengelerin öneminin farkında olduklarını ancak aynı uygulamanın tüm işletmeler için uygun olmayacağını ifade etti.

Üretim yapan, ticaretle uğraşan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmeler için farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirten Yıldırım, ticari kredi büyüme sınırlarının gözden geçirilmesini ve KOBİ kredilerinde daha esnek uygulamalara geçilmesini istedi.

Ekonominin dolaşım sisteminin ticaret, ticaretin dolaşım sisteminin ise nakit olduğunu dile getiren Yıldırım, nakit akışının yavaşlamasının ekonomiyi de olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

POS komisyonlarının da iş dünyasının önemli gündemlerinden biri olduğunu belirten Yıldırım, kartlı ödemelerin ticaretin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti.

Yüksek POS komisyonlarının yalnızca işletmelerin maliyetlerini artırmadığını, aynı zamanda fiyatlara da yansıdığını belirten Yıldırım, bu konunun yalnızca tüccarları değil, enflasyonla mücadele sürecini de ilgilendirdiğini söyledi.

“İHRACATTA BAZEN FİYAT DEĞİL, HIZ BELİRLEYİCİ OLUR”

Türk Eximbank’ın ihracatçılara daha fazla destek sunması gerektiğini dile getiren Yıldırım, reeskont kredilerinin artırılmasını, teminat süreçlerinin kolaylaştırılmasını ve işlemlerin daha hızlı tamamlanmasını istedi.

Gaziantep’in ihracat gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, pazartesi günü açıklanan verilere göre kentin temmuz ayı ihracatının yüzde 17 arttığını belirtti.

Bu gelişmenin sevindirici olduğunu ifade eden Yıldırım, ihracatın yalnızca rakamlarla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. İhracatın miktarının yanı sıra katma değerinin, kârlılığının ve sürdürülebilirliğinin de önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, sürdürülebilir olmayan ihracatın güçlü görünse de kalıcı biçimde güçlü kalamayacağını dile getirdi.

Yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve artan işletme sermayesi ihtiyacının ihracatçıların rekabet gücünü doğrudan etkilediğini belirten Yıldırım, bu noktada Türk Eximbank’ın rolünün daha stratejik hale geldiğini söyledi.

Gaziantep gibi ihracat kentlerinde Türk Eximbank’ın her zaman farklı bir yere sahip olduğunu ifade eden Yıldırım, Eximbank’ı yalnızca kredi sağlayan bir kurum olarak değil, ihracatçıların dünyaya açılan finans kapısı olarak gördüklerini belirtti.

KOBİ’LER İÇİN EXIMBANK KAYNAKLARINA DAHA KOLAY ERİŞİM ÇAĞRISI

Gaziantep’in ihracat gücünün yalnızca büyük firmalardan oluşmadığını belirten Yıldırım, binlerce KOBİ’nin cesareti, emeği ve ihracat kararlılığının kent ekonomisine katkı sunduğunu söyledi.

Bu nedenle reeskont kredi imkânlarının artırılmasını isteyen Yıldırım, KOBİ ihracatçılarının Eximbank kaynaklarına daha kolay ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti.

Teminat süreçlerinde daha esnek uygulamalar geliştirilmesini ve özellikle işlem süreçlerinin hızlandırılmasını talep eden Yıldırım, ihracatta bazı durumlarda fiyatın değil hızın belirleyici olduğunu dile getirdi.

Güvenilir ve düzenli ihracat geçmişine sahip firmalar için teminat yükünü azaltacak ya da teminatsız finansman modelleri oluşturulmasını isteyen Yıldırım, bu yaklaşımın özellikle KOBİ’lerin yeni pazarlara daha cesur adımlar atmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Yıldırım, Eximbank’tan yalnızca finansman sağlamasını değil, ihracatçıların uluslararası rakipleriyle aynı koşullarda rekabet edebilmesine imkân sunacak çözümler geliştirmesini beklediklerini söyledi.

D S C F6258

“GAZİANTEP BÜYÜRSE, TÜRKİYE BÜYÜR”

Konuşmasının sonunda Gaziantep’e daha fazla finansman ve destek sağlanması çağrısında bulunan Yıldırım, banka yöneticilerini kentin ekonomik potansiyeline ortak olmaya davet etti.

Vali Çeber'den Nizip OSB'ye Övgü
Vali Çeber'den Nizip OSB'ye Övgü
İçeriği Görüntüle

Gaziantep’e duyulan güvenin Türkiye’nin üretimine duyulan güven anlamına geldiğini belirten Yıldırım, Gaziantep’e sağlanan finansmanın Türkiye’nin ihracatına yapılan yatırım, kente verilen desteğin ise Türkiye’nin büyümesine sunulan katkı olduğunu ifade etti.

Toplantıdan yalnızca taleplerle değil, daha güçlü bir iş birliği iradesiyle ayrılacaklarına inandığını belirten Yıldırım, “Hepimiz aynı gemideyiz. Ve biliyoruz ki Gaziantep büyürse, Türkiye büyür.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kaynak: Haber Merkezi