Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurguladı. Görür, gerekli önlemlerin alınmaması halinde büyük bir depremin er ya da geç meydana geleceğini belirterek, depreme hazırlık çalışmalarının devlet politikası olarak yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana geldi. Yaklaşık 45 saniye süren deprem; Kocaeli’nin yanı sıra Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de ağır yıkıma neden oldu.
Marmara Depremi binlerce can aldı
Resmi verilere göre 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde 17 bin 480 kişi yaşamını yitirirken, 43 bin 953 kişi yaralandı. Deprem nedeniyle yaklaşık 200 bin kişi evsiz kaldı.
Felakette 66 bin 441 konut ile 10 bin 901 iş yeri tamamen yıkıldı. Hasar tespit çalışmalarında ise 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinin zarar gördüğü belirlendi.
Depremden yaklaşık 16 milyon kişinin farklı seviyelerde etkilendiği bildirildi.

İstanbul’da can kaybı 981’e ulaştı
17 Ağustos Depremi’nde İstanbul’da doğrudan 454 kişi hayatını kaybetti. Diğer kentlerden İstanbul’daki hastanelere sevk edilen ve burada yaşamını yitirenlerin de eklenmesiyle İstanbul’daki toplam can kaybının 981 olduğu belirtildi.
Görür: Büyük deprem kaçınılmaz
Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos’un 27’nci yıl dönümü nedeniyle sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’nin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlattı.
Görür, “Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir” ifadelerini kullanarak, asıl amacın deprem meydana geldiğinde can kayıplarını ve yıkımı mümkün olan en düşük seviyeye indirmek olması gerektiğini belirtti.
“Türkiye depreme dirençli hale getirilmeli”
Türkiye’nin deprem dirençli bir ülke haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Görür, bu yöndeki çalışmaların uzun vadeli şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Deprem hazırlıklarının siyasi tartışmalardan uzak, sürdürülebilir bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğine işaret eden Görür, Türkiye’nin gerekli çalışmaları gerçekleştirebilecek ekonomik ve kurumsal imkanlara sahip olduğunu kaydetti.
Asıl tehlike hazırlıksızlık
Görür, deprem tehlikesinin yanı sıra hazırlıksızlığın da ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Deprem riskinin azaltılması için uzun soluklu çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçerken, yaşanan felaket Türkiye’de deprem riskine karşı hazırlığın ve yapı güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.





