Bir meslek kuruluşunda seçim dönemi; ayrışmanın, husumetin, baskının ve kavganın değil, demokratik iradenin ve meslek mensuplarının özgür tercihinin hâkim olduğu bir süreç olmalıdır.
Ne yazık ki son günlerde yaşanan ve tarafımıza aktarılan olaylar, seçim rekabetinin kabul edilebilir sınırlarını aşma tehlikesi taşıdığını göstermektedir.
Görev süresi sona ermekte olan mevcut yönetimin, seçim sürecinin doğal sonucunu ve ortaya çıkan yeni iradeyi olgunlukla karşılaması gerekirken; sanayicimizi, esnafımızı ve tüccarımızı karşı karşıya getirebilecek girişimlerin içerisinde bulunduğu yönünde son derece ciddi iddialar bulunmaktadır.
İddialara göre, yönetim kurulu başkanlığına aday olan kişilere, yeni seçilmiş meslek grubu ve meclis üyelerinin bir araya getirilmesi, kendilerinden topluca destek sözü alınması ve adeta “yemin ettirilmesi” yönünde telkinlerde bulunulmaktadır.
Bununla da kalınmadığı;
Ticaret Odasında bir araya gelen yeni seçilmiş meclis üyelerinin toplantısına müdahale edildiği, toplantının burada yapılamayacağının söylenerek insanların binadan çıkarılmaya çalışıldığı, toplantıya katılan kişilere yönelik gerilimi yükselten davranışların yaşandığı ve bina çıkışında bazı kişilerin yeni seçilen üyelere hakaret ve küfürlerle yaklaşarak üzerlerine yürüdüğü tarafımıza aktarılmıştır.
Eğer bu iddialar doğru ise mesele artık sıradan bir seçim rekabeti olmaktan çıkmıştır.
TİCARET ODASI KİMSENİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR
Ticaret Odaları; bir başkanın, bir grubun, bir siyasi anlayışın veya herhangi bir kişinin özel mülkü değildir.
O kurum; sanayicinindir,
tüccarındır,
esnafındır,
meslek mensuplarındandır.
Seçilmiş meclis üyelerinin kendi kurumlarının çatısı altında bir araya gelmesi nedeniyle baskıya uğraması, toplantılarının engellenmeye çalışılması veya üçüncü kişiler vasıtasıyla üzerlerinde korku ve gerilim oluşturulması kabul edilemez.
Seçim kazanmak veya yönetimde kalmak adına insanların birbirine düşman edilmesine de müsaade edilmemelidir.
Bugün aynı şehirde yan yana üretim yapan, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ticaret yapan insanların yarın yine birbirlerinin yüzüne bakacağını hiç kimse unutmamalıdır.
SEÇİM SANDIKTA KAZANILIR; BASKIYLA, KÜFÜRLE VE KAVGAYLA DEĞİL.
Bir adayın seçilmesi için insanlardan “yemin” veya bağlılık sözü istenmesi demokratik seçim kültürüyle bağdaşmaz.
Meslek mensubunun iradesi özgürdür.
Hiçbir sanayici, tüccar, esnaf veya seçilmiş meclis üyesi;
“Bana oy vereceksin.”
“Bana söz vereceksin.”
“Burada toplantı yapamazsın.”
şeklindeki baskılara maruz bırakılmamalıdır.
Bir insan bugün bir adayı destekleyebilir, yarın fikrini değiştirebilir.
Bunun hesabını hiç kimseye vermek zorunda değildir.
BURADAN AÇIKÇA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ
Görev süresinin son günlerini yaşayan mevcut yönetime ve seçim sürecinin bütün taraflarına çağrımızdır: Sanayicimizi, esnafımızı ve tüccarımızı karşı karşıya getirmeyin.
İnsanları gruplara ayırmayın.
Seçilmiş kişilerin özgür iradesine müdahale etmeyin.
Kurumun imkânlarını herhangi bir adayın veya grubun lehine ya da aleyhine kullanmayın.
İnsanların toplantı ve görüşme yapmasını baskı yoluyla engellemeye kalkışmayın.
Ve hepsinden önemlisi;
Bu şehrin iş insanlarını birbirleriyle kavga edecek noktaya getirmeyin.
Bir makam gelip geçicidir.
Başkanlıklar biter.
Yönetimler değişir.
Fakat insanların birbirlerine karşı taşıyacakları kırgınlıklar, husumetler ve yaşanabilecek telafisi mümkün olmayan olayların sonuçları yıllarca devam edebilir.
SAĞDUYU ÇAĞRIMIZDIR
Yaşanan olayların daha vahim bir noktaya ulaşmadan sona erdirilmesini istiyoruz.
Bütün adayları ve seçilmiş meclis üyelerini sükûnete, sağduyuya ve demokratik olgunluğa davet ediyoruz.
Varsa güvenlik kamerası görüntülerinin muhafaza edilmesini; hakaret, tehdit veya fiziksel müdahale iddialarının da yetkili makamlar tarafından objektif biçimde değerlendirilmesini bekliyoruz.
Hiç kimse makamını korumak, bir adayı seçtirmek veya seçim sonucunu etkilemek uğruna bu şehrin sanayicisinin, tüccarının ve esnafının huzurunu tehlikeye atamaz.
Seçim gelir geçer.
Makamlar gelir geçer.
Ama bu şehir hepimizindir.
Bizim çağrımız kavga çağrısı değildir.
Bizim çağrımız; hukuka, sağduyuya, demokratik iradeye ve meslek kuruluşlarımızın saygınlığına sahip çıkma çağrısıdır.