Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2 milyon 187 bin 747 adayın yerleştirme puanının hesaplandığını, ancak yalnızca 1 milyon 279 bin 439 adayın tercih yaptığını belirten Parlakçı, tercih hakkı bulunan çok sayıda gencin üniversiteye yönelmemesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Parlakçı, “Adayların neredeyse yarısının önünde bir tercih hakkı dururken bundan vazgeçmiş. Bunun nedeni üniversiteden sonra iş bulamama endişesi” dedi.

Meclis'ten Üniversitelileri İlgilendiren Kritik Karar
Meclis'ten Üniversitelileri İlgilendiren Kritik Karar
İçeriği Görüntüle

Parlakçı’dan “tarihi doluluk” değerlendirmesi

YKS sonuçlarının yalnızca üniversitelerin doluluk oranları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Parlakçı, yükseköğretime erişim ve eğitimde fırsat eşitliği açısından farklı bir tablonun bulunduğunu öne sürdü.

Parlakçı, “Yükseköğretim Kurulu ve YÖK Başkanı sonuçları ‘tarihi doluluk’ ve Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde gerçekleştirilen ‘büyük bir dönüşüm’ olarak duyurdu. Devlet üniversitelerinde yüzde 99,5’e ulaşan doluluk ile tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarındaki yüzde 100 doluluk, bu söylemin dayanağı olarak sunuldu. Oysa verilere baktığımızda ne yazık ki bir başarıyı değil, yükseköğretime erişimin gitgide daraldığını ve eğitimdeki eşitsizliğin derinleştiğini görüyoruz” diye konuştu.

Milyonlarca aday tercih hakkını kullanmadı

2026 YKS’ye katılan adayların verilerine dikkat çeken Parlakçı, tercih yapmayanların oranının önemli bir seviyeye ulaştığını belirtti.

Parlakçı, “2026 YKS’ye giren 2 milyon 255 bin 76 adaydan 2 milyon 187 bin 747’sinin yerleştirme puanı hesaplanmış, ancak bunlardan yalnızca 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuştur. Tercih hakkına sahip olduğu halde hiç tercih yapmayanların oranı tüm adaylarda yüzde 41,5’e, son sınıf öğrencileri arasında ise yüzde 45,7’ye ulaşmıştır” dedi.

Yurt içinde devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün ön lisans ve lisans programlarına yerleşen aday sayısının 619 bin 766 olduğunu aktaran Parlakçı, rakamların gençlerin yükseköğretime ve üniversite sonrasındaki yaşamlarına yönelik beklentileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Parlakçı, “Adayların neredeyse yarısının önünde bir tercih hakkı dururken bundan vazgeçmesi, eğitim yoluyla hayatını değiştirebileceğine ve güvenceli bir gelecek kurabileceğine dair inancın kalmadığının işaretidir” ifadelerini kullandı.

Vakıf üniversitelerinde kontenjanların yaklaşık beşte biri boş kaldı

Vakıf üniversitelerindeki doluluk oranlarına da değinen Parlakçı, ekonomik koşulların öğrencilerin tercihlerini etkilediğini savundu.

Parlakçı, “Devlet üniversitelerinde doluluk yüzde 99’u aşarken vakıf üniversitelerinde bu oran yüzde 79,7’dir; yani kontenjanların yaklaşık beşte biri boş kalmıştır. Boşluğun temel nedeni vakıf üniversite ücretlerine yapılan fahiş zamlar ile artan barınma ve yaşam maliyetleridir” dedi.

Barınma, ulaşım ve beslenme gibi temel ihtiyaçların öğrenciler açısından ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Parlakçı, eğitim sürecinde borçlanan gençlerin mezuniyet sonrasında da işsizlik problemiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Parlakçı, “Hayat pahalılığı karşısında barınma, ulaşım ve beslenme gibi en temel gereksinimlerini karşılamakta zorlanan, borçlanmadan öğrenimini sürdüremeyen ve mezuniyetin ardından diplomalı işsizlikle yüzleşen öğrenciler için üniversite güvenli bir gelecek umudu olmaktan hızla uzaklaşmaktadır. Son yıllarda yüz binlerce öğrencinin kayıtlı olduğu bölümlerden kendi isteğiyle ayrılması sistemin gençleri nasıl tükettiğinin somut kanıtıdır” diye konuştu.

Eğitim Sen’den yükseköğretim için öneriler

Parlakçı, Eğitim Sen’in yükseköğretime yönelik taleplerini de sıraladı. Üniversite eğitiminin herkes açısından eşit ve ulaşılabilir olması gerektiğini belirten Parlakçı, mevcut sınav sisteminin değiştirilmesi ve kontenjanların ihtiyaçlara göre planlanması çağrısında bulundu.

Parlakçı, “Yükseköğretim bir ayrıcalık değil, herkes için eşit biçimde sağlanması gereken bir hak olmalıdır. Üniversiteye girişteki elemeci sınav düzeni terk edilmeli; kontenjanlar ticari kaygılarla değil, öğrencilerin ve toplumun ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Vakıf üniversiteleri etkin biçimde denetlenmeli, kamusal kaynaklarla desteklenen parasız ve nitelikli eğitim olanakları güçlendirilmelidir” dedi.

Öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım ve burs sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade eden Parlakçı, devlet yurtlarının artırılması ve genç mezunların güvenceli istihdama ulaşmasını sağlayacak politikaların uygulanmasını istedi. Parlakçı ayrıca YÖK’ün kapatılması gerektiğini savundu.

Kaynak: Haber Merkezi