Suriye’nin başkenti Şam’ın Doğu Guta bölgesinde 21 Ağustos 2013’te gerçekleştirilen kimyasal saldırı, ülke tarihinin en ağır katliamlarından biri olarak kayıtlara geçti. Devrik rejim güçlerinin sarin gazı kullandığı saldırıda 1400’den fazla kişi hayatını kaybederken, binlerce kişi de yaralandı.
Aradan geçen 13 yılda saldırıya ilişkin uluslararası soruşturmalar yürütülürken, kimyasal silah kullanımına dair elde edilen bulgular ve mağdurların tanıklıkları dosyanın önemini korudu. Suriye’nin 8 Aralık 2024’te özgürleştirilmesinin ardından ise olayın sorumlularının ortaya çıkarılması ve hesap vermesi amacıyla yeni bir süreç başladı.
Gece saatlerinde gerçekleşen saldırı
21 Ağustos 2013 sabahı saat 02.00 sıralarında devrik rejime ait savaş uçakları, Doğu Guta’daki Zemelka, Ayn Terma, Hammuriye, Sakba, Duma, Meliha, Kafr Batna ve Cisrin ile Batı Guta’daki El-Muaddamiye bölgelerine sarin gazı taşıyan füzelerle saldırdı.
Gece saatlerinde gerçekleştirilen saldırıda düşük hava sıcaklığının etkisiyle zehirli gazın yeryüzüne doğru yayılması, saldırının etkisini artırdı. Evlerinde uyuyan çok sayıda sivil gazdan etkilenirken, bölgedeki sağlık merkezleri de kısa sürede çok sayıda yaralıyla karşı karşıya kaldı.
Bölgede uzun süredir devam eden kuşatma nedeniyle tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı yaşanması, sağlık çalışanlarının müdahale imkanlarını daha da sınırladı.
Saldırının ardından ağır tablo ortaya çıktı
Saldırıdan etkilenenlerde ağızda köpürme, ciddi solunum güçlüğü, görme sorunları, kas spazmları ve bilinç kaybı gibi belirtiler görüldü.
Devrik rejim güçlerinin yaralıların tedavi edildiği hastaneleri ve sağlık noktalarını da hedef aldığı bildirildi. Yaşananlar, uluslararası hukuk ve insani kuralların açık şekilde ihlal edildiği bir saldırı olarak değerlendirildi.
Katliamın ardından olayın üzerinin örtülmesine yönelik girişimlerde bulunulduğu belirtilirken, uluslararası soruşturmalar sırasında elde edilen bilimsel bulgular saldırının boyutunu ortaya koydu.
BM raporunda sarin izleri tespit edildi
İsveçli uzman Ake Sellström başkanlığındaki BM misyonu, saldırının ardından Doğu ve Batı Guta’da incelemelerde bulundu. Misyon, çok sayıda mağdur, sağlık çalışanı ve sağlık görevlisiyle görüşerek çeşitli biyolojik ve çevresel örnekler topladı.
Misyonun raporunda incelenen kan örneklerinin yüzde 85’inin sarin açısından pozitif çıktığı, çevresel örneklerde ve mühimmat parçalarında da sarin gazına ilişkin bulgular tespit edildiği bildirildi.
Dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 16 Eylül 2013’te raporu Güvenlik Konseyi’ne sundu. Raporda Suriye’de kimyasal silahların sivillere ve çocuklara karşı kullanıldığı belirtilirken, olayın uluslararası hukuk açısından ciddi bir ihlal olduğu vurgulandı.
1400’den fazla sivil hayatını kaybetti
Suriye İnsan Hakları Ağı’nın verilerine göre saldırıda aralarında 194 kadın ve 99 çocuğun da bulunduğu 1144 kişinin hayatını kaybettiği isimleriyle belgelendi. Yaklaşık 5 bin 935 kişinin ise solunum sorunları ve boğulma belirtileriyle yaralandığı kaydedildi.
ABD hükümeti tarafından saldırıdan dokuz gün sonra yayımlanan raporda ise ölü sayısının 426’sı çocuk olmak üzere 1429 olduğu tahmin edildi.
Kimyasal silahların imhası kararı alındı
Saldırının ardından Suriye, 14 Eylül 2013’te Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi’ne katıldı. Sözleşme 14 Ekim 2013’te yürürlüğe girerken, Suriye sözleşmeye taraf olan 190. ülke oldu.
BM Güvenlik Konseyi de 27 Eylül 2013’te 2118 sayılı kararı oy birliğiyle kabul ederek Suriye’nin kimyasal silah stoklarının ortadan kaldırılmasına yönelik çerçeveyi onayladı.
Ekim 2013 ile Eylül 2014 arasında ilan edilen kimyasal silahların Suriye dışına çıkarılarak imha edildiği bildirildi. Ancak sonraki yıllarda farklı bölgelerde yeni kimyasal saldırıların yaşanması, devrik rejimin kimyasal silah kapasitesine ilişkin beyanlarının eksik olduğunu ortaya koydu.
Dosya yeniden gündeme taşındı
Suriye’nin 8 Aralık 2024’te özgürleştirilmesinin ardından Doğu Guta saldırısına ilişkin hesap verebilirlik sürecinde yeni bir dönem başladı.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), yeni Suriye yönetimiyle temas kurarak devrik rejimin kimyasal programına ilişkin eksikliklerin ortaya çıkarılması konusunda çalışmalar yürütmeye başladı.
Suriye’nin OPCW nezdindeki tüm hak ve imtiyazlarını 9 Temmuz’da yeniden kazanması da bu sürecin önemli adımlarından biri oldu.
Suriye’nin OPCW misyonu tarafından 26 Mayıs’ta yapılan açıklamada, 2013’te Doğu Guta saldırısında kullanılan mühimmatlara benzeyen 25 karadan karaya füzenin yanı sıra sarin üretiminde kullanılan ham maddeler ile karıştırma ve depolama ekipmanlarının ele geçirildiği bildirildi. Eski kimyasal programla bağlantılı üst düzey subay ve uzmanların da aralarında bulunduğu 18 kişinin tutuklandığı açıklandı.
Katliamın sorumluları tek tek takip ediliyor
Hesap verme süreci kapsamında Doğu Guta saldırısıyla bağlantılı olduğu belirtilen bazı isimler de yakalandı.
Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, 29 Nisan’da Tümgeneral Adnan Abud Halva’nın yakalandığını açıkladı. Halva, Doğu Guta’daki kimyasal katliamın sorumlusu baş subaylardan biri olarak nitelendirildi.
Mayıs ayında, Şam’daki Askeri İstihbarat “Mıntıkak” Şubesi’ndeki görevi sırasında kimyasal saldırılara karıştığı ve Doğu Guta saldırısında lojistik koordinasyon sağladığı belirtilen Kıdemli Albay Hardal Ahmed Diyub da yakalandı.
Temmuz ayında ise devrik rejim döneminde kimyasal silahlar konusunda uzmanlaşan, sarin gazı depoları ve kimyasal üretimden sorumlu olduğu belirtilen Albay Ahmed Habib Ali tutuklandı.
Geçiş adaleti süreci devam ediyor
Suriye’de mağdurların haklarının korunması ve geçmişte yaşanan ihlallerin ortaya çıkarılması amacıyla 17 Mayıs 2025 tarihli ve 20 sayılı Başkanlık Kararnamesi ile Ulusal Geçiş Adaleti Yüksek Kurulu oluşturuldu.
Kurul; gerçeklerin ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi, mağdurların zararlarının giderilmesi, ulusal uzlaşının sağlanması ve benzer ihlallerin yeniden yaşanmamasına yönelik çalışmalar yürütüyor.
BM Bağımsız Uluslararası Tarafsız Mekanizma (IIIM) ile işbirliği de genişletildi. Mekanizma, hükümetle koordinasyon içerisinde Suriye'de delil toplama çalışmalarına başladı.
13 yıl sonra hafızalardaki yerini koruyor
21 Ağustos 2025, devrik rejimin çöküşünden sonra Doğu Guta katliamının ilk kez anıldığı yıl dönümü oldu. Saldırının başladığı saat olan 02.00’de Doğu Guta’da anma etkinlikleri düzenlenirken, bölge halkı ve aktivistler hayatını kaybedenleri andı.
Ulusal Geçiş Adaleti Yüksek Kurulu ile Kimyasal Silah Mağdurları Derneği tarafından düzenlenen etkinlikler Duma ve Zemelka’ya da yayıldı. Hayatta kalanların tanıklıkları ve saldırının mağdurlar üzerindeki sağlık ve psikolojik etkileri de çeşitli çalışmalarda kayıt altına alındı.
“Suçluların hesap vermesi zaman aşımına uğramayan bir haktır”
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, 23 Ağustos 2025’te Doğu Guta’daki kimyasal saldırılardan sağ kurtulan bir grup mağdurla görüşmesinde, suçluların hesap vermesinin zaman aşımına uğramayan bir hak olduğunu ifade etti.
Aradan geçen 13 yıla rağmen Doğu ve Batı Guta dosyası, kimyasal silah kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılması, saldırının sorumlularının belirlenmesi ve mağdurların haklarının teslim edilmesi amacıyla yürütülen uluslararası soruşturmalar ile geçiş dönemi adaleti çalışmalarının önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.