Antepfıstığı Üreticileri Platformu, Antep fıstığı ithalatına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Türkiye açısından önemli tarımsal ürünlerden biri olan Antep fıstığında yeni hasat öncesinde yerli üretimin geleceği açısından kritik bir sürece girildiği belirtildi.
Platform, Eylül 2025’te geçici arz sıkıntılarını gidermek amacıyla hayata geçirilen uygulamanın sürdürülmesinin üreticiler açısından olumsuz sonuçlara yol açtığını savundu.
Platformdan Kalıcı İthalat Uyarısı
Eylül 2025’te sanayicilerin korunması ve iç piyasadaki geçici arz probleminin yönetilmesi amacıyla Zararlı Risk Analizi (PRA) uygulamasının askıya alındığı hatırlatıldı. “Tasarruflu Yazı” ile gümrüklerin fiilen ithalata açılmasının o dönemin koşulları kapsamında özel bir müdahale olarak değerlendirilebileceği kaydedildi.
Platform, uygulamanın kalıcı hale gelmesinin tarım sektörü ve ekonomik dengeler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Ancak gelinen noktada bu istisnai durumun kalıcı bir rejime dönüşmesi, tarımsal ekosistemimizde ve makroekonomik dengelerimizde onarılması güç tahribatlar yaratmaktadır" ifadelerini kullandı.
22 Bin Ton Fıstık İthal Edildi
Açıklamada ithalatın ekonomik boyutuna ilişkin verilere de yer verildi. Haziran 2025 ile Şubat 2026 döneminde yaklaşık 22 bin ton Antep fıstığı ithal edildiği, ithalat karşılığında ise Türkiye’den 295 milyon doların üzerinde döviz çıktığı belirtildi.
Platform, büyük alıcıların uluslararası piyasalardaki fiyat farklarından yararlandığını, ortaya çıkan olumsuz tablonun ise yerli üreticiyi etkilediğini savundu.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
"Temmuz ve Ağustos aylarındaki nominal ürün fiyatlarının bugün dahi aşılamamış olması krizin en net göstergesidir. Çiftçimizin elinde tuttuğu mahsul; mevcut döviz kuru, yüksek enflasyon ve alternatif finansal getiri araçları karşısında reel sermaye olarak inanılmaz bir hızla erimiştir. Bugün çiftçimiz, spekülatif bir değersizleşme sarmalının içine itilmiş, ürününü muhafaza ettiği her gün için net bir finansal zarar yazar hale gelmiştir."
Yeni Hasat Öncesi İthalat Baskısı Gündemde
Platform açıklamasında, ithalatın yalnızca üretici ve fiyatlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği, küresel gelişmelerin de gıda güvenliği açısından dikkate alınması gerektiği belirtildi.
İran ve ABD arasındaki jeopolitik gerilimin küresel tedarik zincirlerini daha kırılgan hale getirdiği savunulan açıklamada, Türkiye’nin kendi topraklarında ürettiği stratejik bir tarım ürününde dışa bağımlılığın artmasının gelecekte gıda güvenliği açısından risk oluşturabileceği ifade edildi.
Yeni hasat döneminin yaklaşmasıyla birlikte ithalat baskısının kaldırılması gerektiğini belirten Platform, "Yeni hasat döneminin hızla yaklaştığı bu günlerde, üreticimizin motivasyonunu kıracak ve rekolteyi daha dalındayken değersizleştirecek ithalat baskısının ivedilikle ortadan kaldırılması elzemdir. Tarımsal sürdürülebilirlik, ancak üreticinin alın terinin karşılığını aldığı, emeğinin finansal piyasaların acımasız kârlılık marjlarına ezdirilmediği bir ekosistemde mümkündür" açıklamasında bulundu.
Üreticilerden Bakanlıklara Çağrı
Platform, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’na çağrıda bulunarak ithalat uygulamasının sona erdirilmesini istedi.
Platformun çağrısı şöyle oldu:
"Devletimizden en büyük beklentimiz; milli servetimizin döviz olarak dışarıya akmasını durdurması, Eylül ayında devreye alınan ‘Tasarruflu Yazı’ uygulamasını iptal ederek ithalat izinlerini geri çekmesi ve gümrük kapılarını yaklaşan yeni yerli hasadı koruyacak şekilde ivedilikle kapatmasıdır. Bizler, tarlasında alın teri döken üreticiler olarak devletimizin alacağı bu yapıcı ve koruyucu kararlara güveniyor, ülkemiz için üretmeye ve katma değer yaratmaya devam etmek istiyoruz. Gelin, çiftçimizin emeğini koruyalım, milli servetimizi topraklarımızda tutalım ve Antep fıstığımızın geleceğine hep birlikte sahip çıkalım."




