Asrın felaketi olarak nitelendirilen, on binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve Gaziantep dahil 11 ilde ev ile iş yerlerinin yerle bir olduğu 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Depremlerde yakınları vefat eden ailelerin acıları ise hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Depremlerde sevdiklerini, uzuvlarını, evini, işini kaybedenler, yaşadıkları ve doğup büyüdükleri şehri terk etmek zorunda kalanlar ve kendilerine yeni bir hayat inşa etmeye çalışanlar depremlerin hem maddi hem de manevi etkileriyle yaşamaya devam ediyor.

Gaziantep'te yaşayan Mustafa Sezer'in en büyük çocuğu olan ve 2022'de üniversite okumak için Kahramanmaraş'a giden Cuma Sezer, Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Haydar Bey Mahallesi Karasu Bulvarı'ndaki Seçkinler Apartmanı'nın yıkılması sonucu hayatını kaybetti. Baba Sezer, 04.17'deki ilk depremin ardından dışarı çıkar çıkmaz oğlu Cuma Sezer'e telefonla ulaşamayınca eşi ve yakınlarıyla birlikte Kahramanmaraş'a gitti.
Oğlu Cuma Sezer'in kaldığı binanın yerle bir olduğunu gören Mustafa Sezer, o an kendisi de yıkıldı. Enkaz başından hiç ayrılmayan ve arama kurtarma ekipleri ile birlikte oğlunu arayan ve 4'üncü günün sonunda oğlunun cansız bedenine ulaşan Mustafa Sezer, 3 yıldır oğlunu kaybetmenin acısını ilk günkü gibi yaşıyor.

3 yıldır Asri Mezarlığı'ndaki oğlunun mezarını düzenli olarak ziyaret ederek acısını dindirmeye çalışan, Kur'an-ı Kerim okuyup dualar eden Mustafa Sezer, depremlerden bu yana geçen sürede acısının hiç değişmediğini söyledi.
Büyük depremlerden sonra hayatın en acı yüzüyle karşı karşıya kalan Sezer, yaşadığı acıyı kelimelerle anlatmanın zor olduğunu belirtti.
Deprem anını anlatan Sezer, "Deprem olduğu anda ben Gaziantep'teydim. Kahramanmaraş'ta olan oğlumu aradım, ulaşamadım. Hemen Kahramanmaraş'a geçtik. Oğlumun kaldığı bina komple yıkılmıştı. Bütün aramalarımıza rağmen dördüncü günün akşamında ancak enkazın altında kendisine ulaşabildik. Vefat etmişti. Dördüncü günün akşamında oğlumun cenazesini aldık Gaziantep'e getirdik" dedi.

19 yaşındaki oğlunu kaybetmenin acısını hala yüreğinde hissettiğini belirten Sezer, "O günler çok zor günlerdi. Depremin acizliğini hissettik. Havalar soğuktu, yardım kısıtlı geliyordu. Kendi çabalarımızla oğlumun cenazesini çıkarmaya gayret ettik. Çok acı çektik. Rabbim bu tür felaketleri ülkemize bir daha yaşatmasın. Söylenecek kelime yok. O günler hiç aklımızdan çıkmadı, hiç unutmuyoruz. Hala biz 6 Şubat'tayız" ifadelerini kullandı.
Zamanın hiçbir şeyi unutturmadığını belirten Sezer, "Rabbim böyle takdir etmiş. Rabbim verirken de, alırken de biz razıydık. Oğlumu kurtarmak için elimizden geleni yaptık ama kurtaramadık. Oğlumu enkazın altında dördüncü günü çıkarabildik. Hamdolsun en azından mezarı var. Daha mezarı olmayan insanlar var. Müsait olduğumuz zamanlarda, cuma günleri oğlumun mezarını arkadaşlarıyla ve akrabalarımızla ziyaret ediyoruz. Rabbim bir daha bu depremi ülkemize ve hiçbir Müslümana yaşatmasın. Hakikaten zor günlerdi, acizliğimizin farkına vardık, ihtiyacın farkına vardık. Sonsuz şükürler olsun ki Rabbimiz var. Biz O'na iman etmişiz. Elimizden geldiği kadar imanımıza sarılacağız. Acımız olmasına rağmen hamd ediyoruz. Rabbimin takdiri budur. Rabbim hepsine gani gani rahmet eylesin" diye konuştu.









