Reklam
Reklam
Reklam
Oğuzhan Kavaklı

Oğuzhan Kavaklı

[email protected]

Ramazan Şifa Ayıdır

16 Nisan 2021 - 20:19

Yine geldi, yine nurlandırdı şifa ayı ramazan. İslam bülbülleri daha bir yanık ötüyor minarelerde. Atalarım, dünün şifa dağıtıcıları su sesiyle, müzikle tedavi edermiş insanları. (Sabuncuoğlu Şerefeddin) Bir de şerefelerden dinleyin musikiyi. Bugünkü modern tıbbın yanında müziğin gücünü de tahayyül edin. Ayrıca, ramazanın şifa ayı olması ve üstün özelliklerinden  yararlanarak sigara illetinden kurtulmak için nasıl  fırsat olarak ifade ediliyorsa; günümüzün en büyük belası pandemiden kurtulmak için de bir fırsat olamaz mı? Sadece birkaç basit kurala uyarak koronavirüs denen bu illetten kurtulamazmıyız ?  

Bir başka yönüyle, islamın temel özelliklerini, tekrar hatırlayıp, kendi kendimizi sorguladığımız şu günlerde, birbirimizin sıkıntılarını sorgulayıp, hemhal olamazmıyız.  

6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN DİLEĞİ   

6 Yaşındaki çocuk, açmış o minik ellerini, ‘’Allahım !’’ diyor.’’Allahım annemi-babamı koru. Hastalık verme !’’     

Ve o melek, çevirmiş yüzünü Allaha. Elleri havada, dilleri duada. Devam ediyor yalvarmaya:   

‘’Ne olur Allahım, insanlar hastalanmasın. Komşularımız da aç kalmasın. Aç kalmak çok kötü bir şey. Sen bilirsin Allahım. Bende biliyorum çok kötü bir şey aç kalmak. İnsanın karnı ağrıyor aç kalınca. Biliyorum, annem babam da  kendileri aç olduğu halde, bizim karnımız acımasın diye, bize yediriyor bulduğu yiyecekleri. Kimse aç kalmasın Allahım. Kimseyi aç bırakma.  

Bahçede oynarken bir küçük köpek yavrusu geldi yanıma. Ellerimi, yüzümü yaladı. Birşey söylemek istiyordu, ama ben anlamadım. Ne demek istiyordu acaba ?  

Annem, bir parça ekmek uzattığında, kuyruğunu sallayıp, hemen koştu ona. Demekki o da açtı. Şimdi bizim ekmeğimiz var. Yavru köpekler de aç kalmasın Allahım. Kimse aç kalmasın !’’   

O minik ne de güzel anlatıyordu duygularını. O, su kadar saf ve berrak duygular. Ona bigane kalmak, hangi vicdana sığar ! ‘’  

BELKİ DE ALLAH SÖYLETİYOR…  

Tanrı söyletiyordu belkide onu. İnsanlar duysun, etkilenenler ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşsunlar diye. Peki, biz neden duruyoruz öyleyse !  

Neden koşmuyoruz insanların yardımına. Bir tas çorba da yeter komşunun iftarına. Dipdibe oturuyoruz ama tanımıyoruz birbirimizi. Belki içten içe sempati duyuyoruz ama, neden söylemiyoruz sevgimizi. 

Bir tebessümle atalım ilk adımımızı. Sonra selam verip Günaydın, iyi sabahlar diyelim. Hatta hatırını soralım komşumuzun. Bakın, nasıl mutlu olacak. Bu mutluluktan size de kocaman bir pay kalacak.  

AÇIN PENCERELERİNİZİ. MERHAMET DOLSUN KALPLERE   

Sabah ezanı okunuyor. Açın pencerelerinizi. Açın ki merhamet dolsun kalplere. Açın ki seher yeli okşasın yüzünüzü. Bir yetimin saçını okşar gibi.  

Açın ki, teniniz titresin, ruhunuz inlesin, içiniz temizlensin. Bütün kötü düşünceler zihninizi terketsin!  

Kapılarınızı açın sonuna kadar. Ilık rüzgâr dolaşsın evinizde. Kış gitsin bahar gelsin.  

O çocuk gibi açın ellerinizi havaya, o çocuğun saflığıyla yakarın Tanrı’ya:  

Şükürler olsun Allahım! ben doydum, komşum da doysun Kimseyi açlıkla terbiye etme. Sokaktaki hayvanların, kurdun kuşun rızgını  bile düşünen  Yüce Tanrım, kullarını perişan etme ! 

Hastalıkta- sağlıkta, yoklukta- varlıkta, toklukta-açlıkta; insanlarla olur insanlıkta. Ramazan ayı, bu açıdan da bir fırsattır. Her vakitte kendimizi dinleriz. Kendi bedenimizden de alacağımız dersler vardır. Beş duyumuzla algılarız bu dersleri. Önemli olan, her mesajı doğru anlamakta.  

‘’Yola düşene yol görünür’’ diyor bir büyüğümüz. Düştüğümüz yollar aydınlık olsun. Yanlış yollara sapmayalım, yollarımız nurla dolsun. Ramazan, şifa ayıdır, tüm hastalar şifa bulsun… 

Bu yazı 155 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.