Reklam
Reklam
Reklam
Mehmet Torun

Mehmet Torun


Medyanın aile yapımıza verdiği hasarlar

06 Kasım 2020 - 13:00


Türk sinema ve dizi film sektörü, son yıllarda önemli mesafeler kat etti. Artık dizilerimiz; Orta Doğu, Orta Asya ve Balkanlar’da en çok izlenen diziler haline gelmeye başladı. Keşke bu başarı, içerik itibariyle de sağlanabilseydi ve önce halkımıza sonra da diğer Müslüman veya gayrı Müslim halklara kendi değerlerimize uygun olan yayınlar sunabilseydik.

Sadece kendi ürünlerimiz değil, Batıdan bize gelen dizi filmler ve yabancı sinema filmleri, gerek sinemalarda gerekse televizyonlarımızda gösterilmeye devam ediyor. 1970 ve sonraki yıllarda yabancı dizi ve filimleri seyrederek büyüdük. Konuları aşağı yukarı içerik olarak hemen hemen aynı: her yolun mübah gösterildiği, zenginliğe özentinin ve çarpık yaşantı şekillerinin ön plana çıkarıldığı, dinimize ve kültürümüzle taban tabana zıt olan durumlar… Bu filmlerde maalesef, gayri ahlaki olarak başkasıyla aşk yaşamak normalmiş gibi lanse ediliyor. Aile kavramı yok; hep problemli aile, mutsuz kadın veya erkek profili, filmlerde boy gösteriyor. Yine bu filmlerde, kötü olan ilişkileri hep göstere göstere genç nesillerin dimağlarına yerleştirmek için medyanın bir araç olarak kullanılmakta olduğunu düşünmeden kendimi alamıyorum. Olayın bir diğer boyutu; şiddet, intikam, öldürme ve bir Amerikalı veya Batılının her sorunun üstesinden gelebileceğine dair algı oluşturulması…

Evlerimizdeki renkli cam, uzun zamandır evimizin başköşesinde bulunuyor ve bu renkli camda, uzun zamandır birçok dizi film ve sinema filmi oynuyor. Bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar olan dizi ve sinema filmi dışındakiler bizlere ne öğretti? Hiçbir şey! Aksine maddi ve manevi anlamda birçok değerimizi alıp götürdüler. Sonraları yerli sinemalar ve yerli diziler başladı. Öyle diziler başladı ki; ardı ardına, insanlar televizyona kitlenip dizi bağımlısı oldular. İlk yerli diziler, içerik olarak günümüzdeki kadar yıpratıcı olmasa da seyirciyi hep hayal dünyalarına sürükleyerek oyaladı. Hiç çalışmadan ve yorulmadan zengin olmaya veya daha değişik özentilere heveslendirdiler bizleri. Yalan söylemeyi, mutsuz aile profilinin ideal aile olduğunu, müstehcenliği, aldatmayı, şehveti ve kötü yolları öğrettiler. Hatta daha da ileri giderek, aile içinde ahlaksızları had safhaya ulaştırdılar. 

Bizler, batıdan dizileri aldık her şeyiyle dizilerde olup bitenleri benimsedik ve bizlerden çok şeyleri kopardı ve günümüzde kaybettiğimiz bu değerleri fark ediyor ve sonuçlarını yaşıyoruz. Kadınlara şiddet, ırza geçmeler, çocuk yaşta olanlara kötü muameleler arttı, eroin bağımlılığı veya kullanımı çocuk denilecek yaşlara indi, kişilerde psikolojik sorunlar arttı. İnsanlar birbirlerine karşı merhametli olmayı unuttular ve vefa yerini bencillik aldı. Bulunduğumuz ortamlarda saygı sevgi ortamı kalktı. Biz bunları batıdan maalesef süzerek almadık. O zamanlar denetleme veya kontrol mekanizması yoktu. Şimdi ülke olarak bizler yüksek maliyeti olan diziler yapıyoruz. Bu dizilere kendi insanımız baktığı gibi hem de Arap ve Balkan coğrafyasında bulunan yayıncı kuruluşlara bunları satıyoruz. Yaptığımız dizilerin o ülkelerde izlenme oranlarına baktığımızda çok büyük bir kitle tarafından izlendiğini yapılan araştırmalar bizlere göstermektedir. Ancak yapımını bizlerin üstlenmiş olduğu diziler maddi ve manevi değerlerimizden yoksun olduğu için dizi film ihraç ettiğimiz ülkelerde de maalesef bu dizilerin etkileri olumsuz anlamda görülmektedir.

Dizi film ve sinemalarda gösterilen gayri ahlaki sahneler karşısında RTÜK ne iş yapar? Görevi neyle sınırlı, neden görüş veya öneri almıyor? Yani film ve dizilerde halka empoze edilen aile yapılarının Anayasa’da tarif edilen aile yapısına uygunluğunu niçin sorgulamıyor? Benzer şekilde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Diyanet işler Başkanlığı, bu konuda hangi çalışmaları yapıyor? Ya da şöyle soralım; bu konuda çalışma yapan kamu kurumu, hatta sivil toplum kuruluşu var mı? Futbola gösterilen önem, aileden ve ahlaki değerlerden niye esirgeniyor?

Bu yazı 3222 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum