Koranavirüs nedeniyle 20 gündür yazmıyorum. Yazmak için aklımda konu çok olsa da, elim klavyeye gitmiyor, canım istemiyor…

Bugün için de yazmayı düşünmüyordum. Hatta, bu süreç bitinceye kadar yazmak içimden gelmiyordu.

Amaaaaaa…

Cuma gecesi yaşanan rezaletten sonra, içimi dökmem, bir iki kelam etmem gerek diye düşündüm ve işte elim klavyede…

O gece, utandım, öfkelendim, sinirlendim…

Biz nasıl böyle olduk, ne zaman bu hale geldik diye kendi kendime sordum durdum…

Toplumun yüzde 90’ının, son bir ayda inanılmaz şekilde kendini izole ettiğini görüyoruz, yaşıyoruz…

Alınan tedbirler, uygulamalar, yasaklar…

Hepsi hayatımızın içerisinde…

Sağlık sektörünün son 15 yılda güçlenmesi sayesinde, vaka artış-kayıp oranında bir çok ülkeden kat be kat başarılıyız…

Hem Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hem de Bilim Kurulu üyelerinin sokağa çıkma yasağı öncesindeki son bir kaç günde yaptıkları, virüsü stabil hale getirdik, iki hafta daha sabredersek yeneceğiz açıklamalarını hep beraber takip ettik.

Bu başarıda, Bakan, Bilim Kurulu ve özellikle sağlık çalışanlarının büyük katkısı bulunurken, yasağın başlamasına bir saat kala cuma gecesi bir çuval inciri hep birlikte berbat ettik, onların emeğine de yazık ettik…

2 gün sokağa çıkma yasağını duyan bir kısım güruh, kendilerini fırıncılara, marketlere, manavlara, kuruyemişçilere, bankamatiklere, petrol istasyonlarına attı. Bu bencillikleriyle, bir aydır hastanede canınını hiçe sayan sağlık personelinin, kurallara tam anlamıyla uymaya çalışan milyonların emeklerini çöpe attı. Yaşlılarımızın, hastalarımızın canlarını tehlikeye soktu…

Bahaneleri de hazır bu bencillerin…

“İki saat kala yasak mı açıklanırmış, neymiş gündüzden, bir gün önceden açıklanmalıymış. Son dakika açıklanırsa, olacağı buymuş…”

Çuvaldızı başkasına batırırken, iğneyi kendimize batırmayı ne zaman öğrenirsek, işte o zaman adam oluruz…

Yasak süper marketlerin kapalı olduğu iki saat önce ilan edildi böyle oldu, gün içerisinde marketler açıkken ilan edilse, olacakları varın siz düşünün… İddia ediyorum, bırakın bir günü, 2-3 gün önceden açıklansa bile, bankadan mevduatlarını çekenler, marketleri talan edenler dahil olmak üzere sistem kitlenme noktasına gelirdi…

O sürecin sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum…

2 saatliğine test ettik, yaşadık ve gördük…

Bu kararı bu saatte açıklayanların hiç mi hatası yok?

Elbette var…

Devlet yasak kararını 22.00’da değilde, 23.30’da veya an itibariyle diye açıklasa, “Dışarıda olanların evlerine dönmeleri için bir saat süre, tüm işletmelerin yarım saat içerisinde kapatılması gerek” gibi bir karar alsaydı, bu yaşananların hiç biri yaşanmazdı…

İşin bir de ilginç tarafı, insanların ekmekçilere, marketlere, petrol istasyonlarına akın ettiği semtleri hiç düşündünüz mü?

Gaziantep’te İbrahimli, Karataş, Emek öncü mahalleler… Yani, 15-20 gündür iyi-kötü evine stok yapan, evinde gıda sorunu bulunmayan tabaka…

Sosyal medya aracılığıyla öğrendiğimiz, Türkiye’nin bir çok vilayetinde, benzer şekilde gelir durumu daha iyi insanların oturduğu semtlerde benzer sorunlar yaşandı.

Kısaca, eğitim seviyesi biraz daha yüksek, orta ve üst gelir grubunun yaşadığı mahalleler…

Gaziantep’te, Çıksorut, Karşıyaka, Hacıbaba, Ünaldı gibi semtlerden hiç böyle görüntüler gelmedi…

Şems Tebrizi’nin ne güzel sözü… “İnsanı açlık değil, alıştığı tokluk öldürür…”

Kısası, açlığa tahammülü olmayan, buna alışamayan tabaka, maalesef Türkiye tarihinin en utanç dolu iki saatini bizlere yaşattı.

Dilime kadar geliyor da, yutkunuyorum, en iyisi söylemeyeyim…

“İnşallah o gece çıkanlar arasında virüs yoktu” diye dua etmekten başka çaremiz yok…

O gecenin rakamsal sonuçlarını, bir hafta 10 gün içerisinde öğreneceğiz. İnşallah “Çıkanlar da virüs yoktur” şeklindeki dualarımız kabul olmuştur…

Yoksa halimiz perişan…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.