Türkiye’de öyle bir tohum atıldı ki, kimsenin artık kimseye tahammülü yok.. Ya BEYAZ, ya SİYAH.. Başkası yok.. Şu günler dayanışma, el ele verme günleri.. Ama burada bile ortak hareket edemiyoruz.. Ya resmen acı çekiyoruz, evlere hapsolmuşuz, hastanelerde can çekişen ve aramızdan ayrılan yüzlerce binlerce insanımız var.. Ama hiçbir şey yokmuşçasına hastalık- ölüm gelmeyecekmişçesine birbirimizi yiyip duruyoruz.. Bi durum be kardeşim, bi durun.. Nedir bu kin, nedir bu öfke.. Eleştiri yapanlar resmen düşman ve hain ilan ediliyor. Yanlışa doğru diyenler, gözü kapalı saldırıya geçiyor. Ya arkadaşlar ne oldu bizlere, İnsanlar birbirine düşman haline getirildi resmen..

HEPİMİZİN KEFEN RENKLERİ AYNI

Oysa zor günler geçiriyoruz hep birlikte.. Acı çektiğimizde, yatağa düştüğümüzde, hastanelere kaldırıldığımızda, şunun fikri ve siyasi anlayışı böyle, bunun ki şöyle diyerek ayrıcalıklı davranılanlar yok.. Doktorlar, hemşireler iyileştirme adına ellerinden geleni yapıyor.. Oralarda eşitiz.. Öldüğümüzde, Gasılhaneye götürüldüğünüzde de ayrıcalık yapılmıyor. Yatırıyorlar bedeninizi teneşir tahtasına yıkayıveriyorlar hepimizi eşit şekilde.. Sararken bedenimizi kefene, kimseninki mavi, kırmızı, yeşil, sarı renk olarak ayrılmıyor ki.. Üstelik kimsenin kefeninde cebi de yok.. O kimseler siyaseten, fikren ayrıcalıklı değiller.. Çünkü Hepimiz beyaz kefenle defnediliyoruz.. Yani ölüm mü bizleri eşit hale getirecek..

NE DİNİMİZ NE VİCDANIMIZ SÖZ GEÇİREMİYOR

Ya gerçekten ne oldu bizlere.. Ne zamandan beri böyle kamplara bölündük, ne zamandır yanlışlara yanlış demek suç haline dönüştü. İllaki herkes o yanlışları yapan veya dile getirenlere uyarı niteliğinde de olsa söz söylemesin mi.. Yazı yazmasın mı? Düşüncesini, bilgi ve becerisini ifade etmesin mi? Öyle bir hale dönüştürüldük ki, kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Üç kişi bir arada rahatlıkla konuşamaz hale getirildik.. Ne dinimiz, ne vicdanlar söz geçiremiyor bazılarımıza..

HADİ BİZLERİ KANDIRIYORSUNUZ, YA ALLAHI..

Bıraktık bir kenara düşünce ve fikirlerin uyuşmazlıklarını.. Ya en sıkıntılı dönemlerde yiyecekte, içecekte, maskelerde, dezenfektan ve kolonyalarda karaborsacılık, stokçuluk ve fırsatçılık yapanlarda hiç mi Allah korkusu kalmadı arkadaş.. Bu kadar mı acımasız olduk birbirimize.. Hadi bizleri kandırıyorsunuz, Allah’ı da mı kandıracaksınız be ey gafiller.. Birileri dur demeyecek mi bu ahlaken çöküş felaket gidişatına.. Yarabbim lütfen söylermisin, biz ne zaman bütünleşip birbirimize kardeşçe davranacak, anlayışlı ve şefkatli olacak noktaya geleceğiz.. Ne zaman din adamlarımıza eskiden duyduğumuz sevgiyi, saygıyı, inancı tekrar hissetmeye başlayacağız.. Ne zaman onları siyaset yapmaktan kurtarmaya çalışacaksın yarabbim..

KELLE PAÇAYLA KORONAVİRÜS ÖNLEMİ ALINDI BU ÜLKEDE

 Şu bir gerçek ki, Koronavirüs’ün hemen hemen en sondan uğradığı ülkemizdeki rehavet. Hepimizi kötü avladı.. Yönetenlerin es geçtiği, halkımızın ciddiye almadığı virüs vakası kapımıza dayandığında bile önemsemedik.. Kelle paçayla bu işten sıyıracağımız bile söylendi televizyonlarda.. Televizyonlarda dinimizi kendi çıkarları için kullananların yalan yanlış söylemleri, bilimden, ilimden uzak bir anlayışla insanları etkilemeye çalışmaları hep zaman kaybettirdi ülkemize.. Kararlı olunamadı bir türlü.. Araç, gereç, aparat, Test ve Kit olayları hep bir kenara itildi. Düşünsenize, Gaziantep’te yapılan kontrollerin sonuçları Ankara’ya gönderiliyor, en erken 3-4 günde sonuç alınıyordu.. Sağlık çalışanlarına gerekli ekipmanlar tesis edilemiyor, hastaneler hazır hale getirilemiyordu.. Ülkemize özellikle yurt dışı çıkış ve girişlerdeki serbestiyet, kontrolsüzlük, başıboş bırakılmalar, kontrolün elden kaçmasına yol açtı.. Sonradan aydılar ama artık virüs her yeri sarmıştı..

BİR TÜRLÜ RADİKAL KARAR ALINMADI

Buna rağmen popülist davranıldı. Radikal kararlar alınamadı. İş dünyası bile işin farkına vardı, uyarılarda bulunuldu, ama karar vericiler bunları da ciddiye almadı.. Palyatif önlemlerle bu işin çözüleceğine inanıldı.. Hiç unutmam 20-25 gün önce Gaziantep’in en büyük sanayicilerinden birisiyle konuştuğumda tehlikeyi gördüklerini söylemiş ve “Ökkeş bey bir dakika bile durmadan en az 15 gün boyunca her yer kapanmalı, işyerleri durdurulmalı, bunları acil çözümlerle hayata geçirmeli. Bizler de o arada toparlanır tedbirlerimizi alırız. Yoksa iş işten geçmiş olacak” demişti.. Sanırım o zaman ölüm vakası çok az sayıdaydı.. Şimdi birçok sanayici iş yerini kapatmak durumunda kaldı.. Esnaflar zaten perişan oldu.. 2 hafta önce yazdığımda Almanya, Fransa ve Kanada başta olmak üzere tüm ülkeler vatandaşlarını koruma ve ekonomik yönlü destek adına hemen karar almış, ve uygulamaya geçmişti.. O zaman bile ülkemiz için fırsattı.. Hiçbiri yapılamadı maalesef.. Her geçen gün ölüm sayıları arttı ve bu gidişle daha da artacağı kesin..

SGK, ELEKTRİK VE DOĞALGAZ UYGULAMASI ÇOK ACIMASIZ

Üzülüyoruz, çünkü ülkeyi yönetenler de bizim gibi mutlaka görmüşlerdir.. Şimdi her taraf kapalı.. İnsanlar işsiz, esnaf, çiftçi, tüccar, iş adamı, sanayici ve biz gazetecilerle birlikte çok sayıda meslek grupları perişan vaziyette bekliyor.. Borçlar, çekler, ödemeler, personel maaşları, maliye ve sigorta borçları dağ gibi önümüzde duruyor.. Mecburen evlere çekildik, herşeyi kendi haline bıraktık.. Destek için kucaklarına atıldığımız bankaların acımasızlığına kurban edildik. SGK ödemeleri ötelediğini söylerken, çözüm olarak sonrasında 3 ay boyunca ötelediği aylıkları, her ay 2 ödemeli olarak tahsil edeceğini söyledi.. Zaten birisi vermeye zorlanan işverenlerin, Kasım ayı itibarıyla her ay 2 sini birden nasıl ödeyeceği bile hesaplanmadı. Daha beteri Elektrik ve Doğalgaz ödemeleri.. Öyle ucube bir karar ki, kapatılan esnaf ve işyerlerinin sayaçlarının okunmayacağını, bunu geçmiş 2 seneki ödemelerle kıyas yapılarak tahsil edeceklerini açıkladılar. Yani kapalı olan işyerleriniz için geçmiş 2 yılda sarfettiğiniz enerji ve doğalgaz faturalarıyla kıyaslama yapılarak size ciddi bir kazık atacaklarını ilan ettiler..Öyleki, çıkıp ta, "sevgili abonelerimiz şu günlerimiz geçene kadar sayaç okumayacağız, sonrasında okuyacağız. Böylece kullanım oranlarınıza fatura ederken, bunları da eşit şekilde dağıtacak, hatta bunlara faiz de almayacağız"demiyorlar.. Diğer olumsuzlukları yazmıyorum bile.. Sahipsiz esnaf, sahipsiz işveren ve sanayicinin derdini anlatacak mercii bulmakta zorlandığı bir dönemde, bizim gibi garibanların sorunları ne ki…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.