Yıllar önce Karadağ’da bir Lefke/MTG maçıydı… Mağusa’nın çok süratli futbolcusu Tulin, selvilerin önünde bir top kaptı, sürdü, köşeden kaleye döndü… Geldi geldi, vurdu… Meğer yan ağlarda bir delik var! Top ordan geçti, kaleye girdi…

Orta hakem, Babür Nihat idi… Düüüt… Gol!

Bre aman… Bizimkiler çırpınıyor… Yan ağlardan girdi… Gol değil… Yan hakem de ortaya koşuyor… Hadi! Ölme de öldür, bir durum…

Mağusalılar’da sevinme mevinme yok…  Necat, gitti Galliga’nın yanına, bir şeyler konuşuyorlar… Çağırdılar Tulin’i de… Gittiler hakeme… Babür Hoca bunları dinledi… Düüüt, aut!

Aradan yıllar geçti… Benim aklımda maçın sonucu yanlış kalmış! Dört sıfır kazandıklarını ve bizim onları alkışlarla gönderdiğimiz kaldıydı aklımda… O gün bu gündür de bu iki adamla tanışmayı istedim… Çok iyi futbolculardı, tamam… Ama sanki de iyi futbolcu olmanın koşulunun, sportmen, iyi adamlar olmakla mümkün olduğunun da canlı kanıtlarıydılar. Adam olsun, on tane atsın! Karadağ’dan çıkar… Alkışlarla…

Kırk beş yıl sonra, bu hafta kısmet oldu, tanıştık…

Önce Hüseyin Galliga ile tanıştık, Salı günü… On sekizinde başlamış, kırk beşine kadar oynamış. Ben Yeni boğaziçi’nde o yaşta oynadığı futbolu da seyrettim. Yirmi dakika değil de kırk dakika oynayabilseydi, o yaşta da gol kralı olurdu, emin olun… O maçtan bahsettim, unutmuş…

Çarşamba günü Necat Onat’ı evinde ziyaret ettim… “Sebebi ziyaretim o maçtır” dememe kalmadı, “hatırlıyorum” deyip, önüme maçın küpürünü koydu… Dört sıfır değil; altı iki kazanmışlar. Dört fark var ama… Galliga bize dört tane atmış o gün, Necat da bir tane…Hani alkışlarla uğurladığımız gün… “Gol olmayan topa gol denilmesini kaldıramadıydım” dedi Necat Onat… Hakem söylediklerini beğenmeyince, “Ben” demiş, “golü yiyen taraftan değilim dikkatinizi çekerim… Golü bize verdiniz ama itiraz eden de biziz… Lütfen…”

Futbol, şimdi daha popüler… Ama daha güzel değil inanın ki…

Mesele, siz faal futbolu bıraktıktan kırk yıl sonra bile hakkınızda gazete köşesi yazılabilmesi…

Buradan selam olsun hem Mağusa Türk Gücü’ne… Hem de Galliga ile Necat Onat’a…

Bülent Feyzioğlu MTG’nün tarihini yazıyor bu günlerde… Kaç şampiyonluk kazandıkları önemli değil… Böyle “adam”lar yetiştirmiş olmaları, daha önemli…

***

Bu Mağusa ziyaretimde, yıllardır okuduğum, fikirlerine bazen katılıp bazen katılmadığım ama emeğine, inancına ve tutarlılığına hayran olduğum bir abimle de tanıştım: Eşref Çetinel… Keşke zamanımız olsa daha uzun konuşabilseydik! Karşılıklı numara aldık, verdik… Herhalde bundan sonra daha fazla karşılaşır, konuşuruz… Nasılsa Mavi’ye gidip geliyoruz haftada birkaç defa…

Eşref Çetinel’e, Bülent Feyzioğlu’na, Dr. Özkan Korun’a, Dr. Dolgun kardeşime, Mehmet Ulubatlı’ya, Galatya’dan Ufuk, Nitovikla’dan Zekai ve Kader’e bir daha selam olsun…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.