Exceptra Cypria’da bir yerde okumuştum… Adayı zamanında ziyaret eden yabancı gezginlerden biri diyordu ki:

“Her önüne gelen bu Kıbrıslılar’ı tembellikle suçlar ama bırakın bu adada kol gezen hastalıkları, bu sıcakta insanın yatmaktan başka bir şey istememesini anlamaktan, yabancılar aciz…”

Dünyanın en çalışkan insanlarını da getirseniz, bu ada onları da miskin ediverir…

Gene yaz geldi… Gene sıcaklar bastı ve gene biz sabah saat beş ile sekiz arasında üç saatin haricinde, bir şey üretme yeteneklerimizi, nefes alma gayreti ile kıyaslar olduk. Allahtan bu yaşın deneyimi ile önceden yazıp bir kenara koyduklarımız var ama onlar da yetmiyorlar.

Bir de bakar mısınız?

Bu memlekette ne zaman savaş çıksa, Temmuz ayında çıkıyor!

Aslan Yürekli Richard’a şimdi üşenirim, bakamam! ( Saat 07.30) 1425’de Memlukler adaya Temmuz’da geldiler… 1570’de Osmanlı da Temmuz’da geldi… Kışta dinleniyor, ertesi yıl gene Temmuz’da Mağusa’ta sıvanıyor! 1878’de İngiliz de Temmuz’da geldi, gerçi vuruşulmadı ama, olsun… 1974’te önce Yunanistan Temmuz’da darbe yapıp, Kıbrıslı Rumlarla vuruşuyor; sonra Türkiye de Temmuz’da geliyor…

Demem, “dikkat edin de savaş çıkarsa Temmuz’da çıkar” demek değildir. Hayır! Ben, beş kişilik mevzide ikisinin nöbetleşe uyuduğu; üçünün de sırası geldikçe atış yaparak harbettiği savaş biliyorum da lâfı ona getireceğim. “Savaşmamız da tembel işi”, mi diyeyim? Yoksa “bu hava insanı işte böyle yapar, yaşama iç güdüsünü bile bastırır” mı?

Hele hele bu “yaz gündem”leri… Üstüne beş beter hele, Kıbrıslı Türkler’de sosyal medya çağında yaz gündemleri… Son elli yıldır tekrarlaya geldiğimiz beş on ezberimizi uysa da uymasa da sallayarak, şu İsa’dan sonra ikibin ondokuz defa gelip gitmiş yazı, geçiriyoruz işte…

En çok “neler oluyor neler? Siz bilmezsiniz!” modunda göz kırpanlara gülüyorum… Sırlar var! Komplolar… Her şey makine gibi organizedir! Siz nerden bileceksiniz?

Çoğunluk böyle oldu… Her biri “ölmez otunu” buldu, başka kimsenin haberi yok!

Tamam da hepimiz böyle yazınca, sonuç da hiç birimizin bir şey bilmediği olarak ortaya çıkmaz mı, toplamda?

Sarsma!

“Benim bildiklerim, herkesin bildiklerini, yener!”

“Bizim komşu Hüseyin amcanın oğlu Amerika’da okudu… Karısı Jane! Onun annesinin komşusunun simbetterası da CIA’da…Bütün yaz bira içerik karşılıklı Hüseyin amca ile… Bilmeyeceyik?”

“Attırayım size bir İlluminati da göresiniz? Yoksa Hakiki Masonlar’ı anlatayım?”

Şimdi “Yahu gizlisini bırak da aşikârını anlat, bu Amerikan Demokrat Partisi’nin geçmişi nedir? Nasıl kuruldu? Kimleri temsil eder? Da adı Demokrat ama Trump’dan daha çok savaş kışkırtıcısı ve gerici? Bunların amblemi Eşşek mi? Fil mi? ” deseniz, çok kızar… Çünkü aşikar bilgiyi bilmenin önemi yok… Kimsenin bilmediğini bileceksin ki havan olsun…

Sabahtan her önüne gelene, dünyadaki her türlü fenalığı Yahudiler’in yaptığını anlatacaksın… Rotschild’ler falan… Masonlar… Tapınakçılar… Kutsal Kâse…

Öğleye doğru, Hitler’e söv istediğin kadar… Yemeği ye… Yaz uykusuna yat…

Akşam üstü duşta komünistlere giydirir, kurulanınca da Ché tişörtünü çeker, biraya talim etmeye, bara koşturursun…

“Şiddete karşıyım abi!”

İtciğin neden Kaniş değil da Doberman? Ne demek isten? Parçalattırırım ha sizi ite?

“Tek yol devrim” mi yener? “ BM bitti demeyinca bitmez” mi?

“Venceremos” mu büyüktür? Brüksel mi?

Yaz sıcakları böyle yapıyor herhalde…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.