İstanbul seçim sonuçları siyasetimiz için bir kırılma noktası olabilir.

Olabilir diyorum, çünkü; her şey Ekrem İmamoğlu’nun göstereceği performansa bağlı. 

Eğer İmamoğlu, hizmet çıtasını bir iki tık üste çıkarabilirse, İstanbul halkını kucaklayabilirse, İstanbul’un temel dinamikleri ile pozitif ve şeffaf bir yönetim sergileyebilirse yoluna devam eder. 

Ekrem İmamoğlu’nun başarılı olması durumunda Ak Partinin yeni hamleleri, yeni revizyonları, yeni açılımları, yeni söylemleri çok bir şeyi değiştirmeyecektir. 

Ak partinin tek umudu, Ekrem İmamoğlu’nun başarısız olmasıdır.

Pazarlama’da altın kuraldır; küsen müşteriyi geri getirmek çok zordur. Hele müşteri gittiği yerde mutlu ise geri gelmesi neredeyse mümkün değildir.

Tekrar başa dönelim.

Ak parti siyasetin Barcelona’sıdır demiştim yıllar önce.

Başkanıyla, Teknik Direktörüyle, oyuncularıyla, seyircisiyle müthiş bir uyum içerisinde idiler. Sahaya çıktıklarında takım takır takır oyununu oynar. Rakip takıma nefes aldırmaz, karşısına kim çıkarsa çıksın sahada perişan ederlerdi. Barcelona halen de böyle sayılır.

2010’lu yılların başlarına kadar ak parti de böyle idi.

Seçmenle diyaloğu, bürokrasi ile uyumu, ekonomi yönetimi, sağlık hizmetleri, sosyal politikaları, ulaştırma hizmetleri, dış politikası, bilgi iletişim teknolojilerinde ki gelişmeleri ile üst düzey bir performans gösteriyordu.

Muhalefetin kullanabileceği politik fırsat alanları bırakmayınca da girdiği her seçimi açık ara kazanıyordu.

2010’lu yılların ortalarında hükümetin başarısı ile birlikte ortaya çıkan yeni Türkiye birilerinin dikkatini çekti.

Değişik manevralarla, değişik provokatif eylemlerle bu başarı yavaşlatılmaya,  engellenmeye çalışıldı.

En son 15 Temmuz darbe girişimi ile son koz oynandı.

Fakat yeni Türkiye bu darbeyi de bastırarak herkesi şaşkınlık içerisinde bıraktı.

Ve ilginç bir şekilde 15 Temmuz’dan sonra taraflar artık kozlarını açık açık oynamaya başladılar.

Dış politika, ekonomi, milli savunma, terör ile Türkiye’nin üzerine gelmeye başladılar.

Hükümet bu kadar çok farklı cephede mücadele verirken siyasetin en önemli unsuru olan halkı biraz “ihmal” etti.

Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal ve stratejik durumu izah etmede yeterli olamadı.

Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda politik fırsat alanları ortaya çıkmaya başladı.

Her fırsat beraberinde yeni fırsatlar getirir ve bu fırsat alanlarını değerlendiren çoğu zaman karlı çıkar.

İstanbul seçim sonuçları da böyle ortaya çıktı.

Kemal Kılıçdaroğlu bu seçim sonuçlarının gizli kahramanıdır. 

Çok büyük bir stratejik liderlik örneği sergilemiştir. 

CHP’nin mutfağında her kim var ise, üst akıl her kim ise ortaya çıkan bu politik fırsat alanlarını çok iyi yöneterek seçimden başarı ile çıkmışlardır.

Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, Meral Akşener, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve Ekrem İmamoğlu ile birlikte müthiş bir takım oyunu oynayarak sonuca gitmişlerdir.

Ak parti “halkı ihmal etmenin” bedelinin bu kadar ağır olacağını hiç beklemedi.

Ama 31 Mart seçimlerinin iptal edilmesi süreci Ekrem İmamoğlu’na altın tepsi ile bir “hikaye” armağan etti.

Ekrem İmamoğlu’nun da artık bir hikayesi var ama çok önemli bir tarafı eksik.

Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.