Daha önceleri de yazdım, hatta ilk geldiklerinde defalarca yazmış ve neler olabileceği öngörüsünde bulunmuştum.. Ne yazık ki hepsi gerçekleşti. Suriyeli sığınmacıların gerek yaşam tarzları, gerekse de onlara tanınan ayrıcalık ve imkanlar, aylar yıllar geçtikçe insanları huzursuz etti. Ensar- Muhacir bakış tarzı, yıllar sonra önemini yitirdi. Sadece Gaziantep’te 400 binden fazla Suriyeli ülkemiz ve şehrimiz açısından toplumsal yaşamı alt üst etti.. Çünkü bu insanlar kendi yaşam tarzlarını sığındıkları şehir halkına dayatmaya başladı. Salt şehrimizde değil, Türkiye’de yerleştikleri İstanbul başta olmak üzere birçok illerde artık Suriyelilerin farklı haberlerini alıyoruz. Yerleştikleri mahallelerde iyiden iyiye Suriyeli egemenliği başladı. Parklar, bahçeler onların işgal ettiği alanlara döndü.. Dahası genellikle yasa dışı, uyuşturucu, fuhuş ağırlıklı, bazı mahallelerde mafyalaşarak bulundukları bölgelerde korku salmaya varan her türlü olumsuzluklarda karşımıza çıkmaya başladılar.. Önceleri böyle değillerdi aslında.. Ama şimdilerde ciddi manada sıkıntı yaratmaya başladılar..

İYİLERİ BAŞTACI AMA YA DİĞERLERİ

Hemen belirteyim, hepsi için değil bu söylediklerim..  İyileri kendi ekmeğinde, kendi yaşamında.. Gaziantepli firmalar ve özellikle sanayicilerin tercih ettiği kesimler.. Bunlar sığındıkları şehirde yaşam savaşı veriyor.. Bunlara ilaveten durumu iyi olanlar istihdam yaratıyor. Elbette o istihdam yüzde yüz Suriyeli vatandaşlara oluyor.. Türk işçi çalıştırmıyorlar.. Ayrıca esnaf olarak faaliyet gösterenler de var.. Özellikle ayakkabı ve plastik sektöründe söz sahibi hale geldiler..  Evlenip yuva kuran, evinden işine gidip efendi gibi yaşayanlar var.. Yani iyileri Gaziantep’te her yönüyle varlıklarını hissettiriyorlar..Kimse de onlara bir şey demiyor zaten..

 Ama asıl sorun kent yaşamına ve Türk örf adetlerine, kent kültürüne ters gelen işler yapanlarda.. Bir kere çok başıboşlar, çok kontrolsüzler.. Devletin izlediği hoşgörü ve korumacılık politikasından cesaret alarak her şeyi rahatlıkla yapabilme özgürlüğünü kontrolsüz biçimde yapabiliyorlar.. Farkında değilsiniz belki ama Gaziantep’in kimyasını değiştiriyorlar.. Yaşam biçimlerini bu kentin insanlarına sessizce dayatıyorlar.. Sokaklarda, caddelerde sanki sadece onlar var.. Çıkın yürüyün Suburcu, Karagöz ve Almacı pazarından Şehreküstü’ye.. Oradan Ünaldı’ya, dönün İnönü caddesine, Binevlere, Karşıyaka, Kayaönü, Çıksorut bölgesine.. Aslında her yerde varlar.. Kolay mı yaklaşık kayıtlı kayıtsız 400 bini aşkın nüfusun bir şehir üzerine binmesi.. Bu şehir kendine bile yetmeyen alt yapısıyla zaten zorlanıyordu, şimdi 450 bine yaklaşan Suriyelinin gelip yerleşmesiyle ne hallere düşürüldü hesabını yapan var mıdır.. Konut, alt yapı, trafik ve güvenlik.. Sağlık sistemi.. Hepsi alt üst olmuş durumda..

YAKIN GELECEK İÇİN ENDİŞELİYİZ

Bu saydıklarımı genel kategoriye koyduğumuzda, ülkenin çok uzak değil yakın gelecekte,  hatta bu zamana kadar görmediği ciddi bir Suriyeli sorunuyla baş başa kalacağını söyleyebilirim.. Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Kilis, ciddi ciddi tehlike sınırının içerisine girmiş durumda.. 2011 yılında başlayan göç sonrası gelinen 2019 yılında Suriyeli çocuklar büyüdü artık. Gençler hakeza.. Bunlar ortalıkta kontrolsüz şekilde dolaşıyor. Biraz da imtiyazlı olarak tabii.. Askerlik yok, sorumluluk yok.. Bizim evlatlarımız onların topraklarında, hatta şehit oluyor, yaralanıp tedavi görüyor, onlar ise buralarda sorumsuzca gezinip duruyor.. Haliyle eğitimsiz ve kolayca illegaliteye meyilli olanlar yaşadıkları kentleri huzursuz etmeye başladı.. Öyle ki şehirde kantonlar oluşmaya başladı.. Şimdilik görmezden geliniyor.. Ama tehlikenin kapıda olduğunu tarihe not düşmek kaydıyla burada belirtmek istiyorum.. N'olacak bu Suriyeli çocuklar, gençler.. Şehirde onbinlerce hatta yüzbini aşkın boş gezen Suriyeli var.. kafamızı kuma gömerek nereye kadar gidilebilirki.. Bu soruyu herkes kendine rahatlıkla sormalı.. Lütfen kimse bunları yazıyorum diye, kolaycılığa kaçarak ırkçılık yaptığımı filan düşünmesin.. Ben gerçekleri dile getiriyor ve fotoğrafı gözünüzün önüne getiriyorum sadece..

EMNİYET İŞİ SIKI TUTUYOR AMA NEREYE KADAR

Diyeceğim şudur.. 1- Gaziantep yakın gelecekte çok ciddi sıkıntılar yaşamaya aday bir kent.. 2- Çünkü artık Suriyeliler kabına sığmıyor.. 3- Çocukları büyüdü, gençleri büyüdü, hepsi nasıl olursa olsun para kazanma peşinde.. Bu nedenle  onlar için her yol makyavelist anlayışla mübah.. 4- Eğitim görenleri çok az.. Sokaklar caddeler dilenci ve boş gezen tayfasıyla dolu..  5- Türkiye’ye sığınıp yaşamlarını namusuyla sürdürenlerde azınlıkta.. Onlara diyeceğimiz fazla bir şey yok.. Allah yardımcıları olsun.. 6- Asıl tehlike şehrin çeşitli bölgelerinde mafyalaşmaları.. Uyuşturucu ve fuhuş dünyasının içinde olmaları.. Kayıtsız çalışma özgürlüğü bulmaları.. Hastalık saçmaları.. Nitekim Gaziantep dahil bölgemizde hiç bu zamana kadar görülmemiş hastalıklar başladı. Bunun başını enfeksiyon çekiyor.. Hastanelerimizde kıyamet gibi hasta var.. Gidenlerin büyük bölümü yabancı.. Öyle ki, bazılarında Gaziantepliler yabancı kalıyor.. Çünkü öncelik Suriyelilere.. Bunun birde ücret konusu var..

Konu çok uzun, söyleyecek çok şeyler var.. Bu yazdıklarımdan lütfen kenti yönetenler ve Gaziantep gerçeğine tek taraflı bakanlar alınmasın.. Çünkü biz bu şehirde yaşıyoruz, her şeyi görüyor şahit oluyoruz.. Çok net söylüyorum; sınır kenti olmamız hasebiyle maalesef artık çok şey kontrolden çıkmış durumda.. Şimdilik emniyetin iyi çalışması ve üstün gayretiyle bazı olaylar fazla ortaya çıkmıyor.. Yanlız bu kantonlaşma, mafyalaşma, uyuşturucu, fuhuş, gruplaşma ve organize işlerinde işi sıkı tutmaları gerektiğini hatırlatmayı görev sayıyorum..  

NURSULTAN NAZARBEY’İN SÖZLERİNE DİKKAT

Geçtiğimiz günlerde gözüme çarptı ve sizlerle paylaşmaya karar verdim.. Kazakistan’ın eski Devlet Başkanı Nursultan Nazarbeyev, çok farklı adeta ezber bozan bir söylemde bulundu..Nazarbeyev Farklı kavimlerin ve Türklerin Araplaştığını öne sürerek, Türkiye’deki kültürel ve siyasi gelişmelere de dikkat çekerek, ‘Türkler Arap değildir. Atatürk özüne döndürdü ancak hızla Araplaşıyorlar’ dedi. Doğrusu ilgimi çekti.. “O kadar da değil” desem de, yine de yaşadıklarımız ve gelişmeler kafamızı karıştırmaya yetti.  Bakın okuyun ve Nazarbayev’in Araplaşan veya Arap kültür ve sanat emperyalizminin altındaki ülkeler ve kaybolan uygarlıklarla ilgili söyleminde verilen mesajları geniş anlamlı değerlendirin..

ARAPLAŞARAK KAYBOLAN UYGARLIKLAR

Köklü bir kültürü olan Farslar Arap değildir…,Araplaştı,

Pakistanlılar Afganlar Arap değildir… Araplaştı,

Iraklılar Arap değil Sümerlerin, Akadların, Babillilerin, Asurların, torunlarıdır.., Araplaştı

Suriyeliler Arap değil Süryanidir…, Araplaştı

Mısırlılar Arap değil Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır, Araplaştılar,

Kürtler Arap değildir…, Araplaştı,

Savaşçı Çeçenler Arap değildir…,Araplaştılar,

Tunus Arap değil Kartacalı Anibal’in torunlarıdır.., Araplaştılar.

Cezayirliler, Libyalılar, Faslılar, Arap değildir Tuareg ya da Berberidir…, Araplaştılar.

Lübnanlılar Arap değil tarihin gördüğü en iyi denizciler olan Fenikelilerin torunlarıdır.., Araplaştılar.

Boşnaklar Arap değildir islamı kabul etmiş Sırplardır, Araplaştılar,

Osmanlılar Arap değildir… Araplaştılar.

Türkler Arap değildir Atatürk özüne döndürdü ancak hızla Araplaşıyorlar.

Nursultan Nazarbayev

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.