Sert bir seçim dönemini geride bıraktık. Açık söyleyelim, Gaziantep'te son dönemlerin en sert seçimlerinden birisini yaşadık...

Son dönemlerde sürekli seçim için sandığa gittik ama, açık söyleyelim, sonucu bu kadar muallakta bir seçim dönemi yaşamadık. 

Sert derken, adaylar arasındaki polemik, tartışma falan demek istemiyorum... Allah var, adaylar arası son derece düzeyli bir seçim oldu...

Ben, sahadaki, alandaki rekabetten bahsediyorum...

Bir yanda ekonomik kriz, bir yanda Gaziantep'e özel Suriyeliler sorunu ve son hafta "ÖKÜZ" meselesi...

Ak Parti için küçük fotoğraf flu gözükse de, büyük fotoğrafta sandıktan çok net bir sonuç ortaya çıktı...

Kazananı tek, kaybedeni çok bir seçimi geride bıraktık...

Kazanan belli, açık ara Ak Parti. Fatma Şahin, Mehmet Tahmazoğlu, Rıdvan Fadıloğlu...

Kaybeden muhalefet...

En başta da CHP...

Ak Parti, 17 yıllık iktidarı döneminde ilk kez seçmenin karşısına ekonomik krizin en derinden hissedildiği bir dönemde çıktı. Bunun sandığa yansıması ne olacaktı, herkes merak etti. 17 yıllık iktidarı yıpranmışlığını da eklersek, sonuç ne olacaktı?

Gördük ki, hem Gaziantep, hem de Türkiye'de halkın Ak Parti iktidarına güveni tam. Bu kadar sıkıntılı bir ortamda Türkiye genelinde yüzde 52 oy almak, Gaziantep'te yüzde 55 bandını bulabilmek büyük başarı...

Elbette, sıkıntıların sandığa yansımış halini de net şekilde görüyoruz...

Cumhur İttifakı'nın Gaziantep'te 24 Haziran seçimlerinde oy oranı yüzde 64'ler iken, Büyükşehir'de bunun 54'e düşmesi varolan sıkıntıların net göstergesi...

Açık söylüyorum, oy kaybının ben çok sınırlı kaldığını düşünenlerdenim...

Oy kaybının asgari ölçüde kalmasında en büyük pay, metropoldeki üç isim Fatma Şahin, Mehmet Tahmazoğlu ve Rıdvan Fadıloğlu'ndur...

Her üç Başkan da, sahadaki iki ayı çok doğru kullandı. Güçlü oldukları bölgelerden ziyade, zayıf oldukları yere yoğunlaşarak küskün olan seçmeni kazanma yolunu tercih etti. Söz verdikleri vaatlerle kararsız seçmenin dönüşünü sağladı. 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün katkısını da unutmayalım. Özellikle son haftada STK'lar üzerindeki ağırlığının direkt oy olarak geri döndüğünü ve İslami STK'ların birbiri ardına Ak Parti'ye destek açıklaması yaptıklarını gördük. 

Milletvekilleri mi?

Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim...

Seçimden 2 hafta önce, milletvekillerinin yeni sahaya indiği günlerde, bir dostumla seçim değerlendirmesi yaparken, birbirimize şunu söyledik: "Fatma Şahin'in yerinde olsam, 31 Mart'a kadar milletvekillerini Sapanca'ya gönderirim, 1 Nisan'da tebrikleri kabul için Gaziantep'e davet ederim..."

Bu konuştuğumuzun üzerinden bir iki gün geçmeden "ÖKÜZ" olayı patlak verdi. 

Ne demek istediğimi anlamışsınızdır...

"ÖKÜZ"ün Ak Parti'ye Gaziantep'te faturası 3-5 puandır. İstanbul gibi çok az oy farkının olduğu illere bile tesiri oldu.

Seçim sonuçlarına bir de muhalefet cephesinden bakmakta gerek...

Öncelikle ana muhalefet CHP...

Seçimden hemen sonra, CHP'liler, DSP'yi il genelinde Meclis'te yüzde 6 aldığı oy oranı nedeniyle linç ettiler. Peki soruyorum, seçim boyunca DSP'li bir adayın peşinden ben mi gittim?

Millet İttifakı'nın dolayısıyla CHP'nin adayı dururken, siz DSP adayının peşinden gidin, sonra DSP'ye Meclis'te oy çıkıp, CHP daha az meclis üyesi çıkartınca "Vay efendim ihanet" deyin...

Asıl ihaneti kimin kime yaptığı çok net ortada...

Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu'na Gaziantep'teki ihanetin hesabını soramıyor ve bunu kabulleniyorsa, diyecek söz yok...

Aslında daha söyleyenecek söz çokta, şimdilik yeter diyelim...


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.