Yarını meçhul olan şu girdap dünyada taş, toprak, beton biriktirmek de neydi...

Hiç tanımadığı insana, tanımadığı kişiler aracılığı ile sorgusuz, sualsiz yardım edecek kadar yüreği civanmert insanlar biriktirmek var iken...

Bugün çıktığımız yolun sonunda, duasını gözyaşları ile yoğurmuş, sessiz haykırışı semayı inletmiş Fatma teyze vardı...

Kırgınlıkları, kızgınlıkları, hasretlikleri ile koca bir ömür yaşanmışlıkları...

Hayatından eksilenlere, sil baştan başlamalara, geçen zamana rağmen hiç dinmemiş gözyaşları...

Acısı yalnızlığına arkadaş olmuş, ağzından çıkan her ses feryat figan...

Yıllarını, gençliğini ve sağlığını uğruna heba ettiği, sorumsuz, fiziki ve psikolojik şiddet uygulayan bir eş.

Uğruna gözlerinin ferini söndürdüğü, yoklukla büyüttüğü, ikisini evlendirdiği beş hayırsız evlat...

Annesi sağ iken kapılarını aşındırıp kızınızı kurtarın, eziyet görüyor deyip eşinden ayrıldıktan sonra kendisini suçlu buldukları için kapısını çalmayan akrabalar...

Kimbilir, "Hayatımın geri kalan kısmını onların yanında yaşamaktan ise tek başıma ölürüm daha iyi" diyecek kadar neler yaşadı otuz beş yıllık aile hayatında...

Üç yetişkin sağlıklı çocuğu ve babaları, Fatma teyzenin dişi tırnağı ile yaptığı evi satıp, parasını yiyerek gününü gün ederken, evde yatarak vakit geçirmeyi çalışmaya tercih etmişler.

Ödenmeyen kiralara ve faturalara kulak tıkayarak, hasta olan Fatma teyzeden medet ummaları ise bardağı taşıran son damla olup, yorgun yüreğini tarumar etmiş olacak ki her şeyi, dile kolay otuz beş yılı geride bırakıp arkasına bakmadan çekip gitmiş...

Pek hayırlı! beş evladın pişman olup dizlerini dövecekleri, ayaklarına kapanıp af dileyecekleri, Allahu Teala'nın rızasının annelerini hoşnut ederek kazanabileceklerini idrak etmeleri gerektiği yerde, babalarına boşanma davası açtığı için yüz çevirmişler annelerinden...

Bunca yıl kendi yemeyip çocuklarına yediren anneyi ne arayan ne soran, aç mı tok mu diye merak eden bir tane dahi evlat çıkmamış beş evladın içinden...

En çok da acıtan bu olmuş yüreği yitik anneyi.

Titrek sesiyle ağlarken, "Utanıyorum" dedi.

Soranlara "Çocuklarım beni hiç aramıyorlar" derken, diye..

Günlerce aç kaldım da kimseye bir şey diyemedim.

Kimseden birşey istemedim...

"Utandım"

"Ama en çok çocuklarımdan" dedi.

Ah teyzem, sen neden utanıyorsun ki yaşadıklarından dolayı utanması gereken, vicdanını vurdumduymazlığına peşkeş çekmiş o kadar çok insan var iken.

Sürekli su basan bir bodrumdan, gönüllü olarak Kuran-ı Kerim dersi verdiği bir öğrencisi çıkarıp tutmuş şu an yaşadığı evi.

O bodrumdan sonra şimdi yaşadığı tek oda saray olmuş ona adeta.

Bir komşusu bir halı almış, bir komşusu bir kanepe, biri buzdolabı..

Beş günlük ameliyatlı iken de zeytin toplamaya gitmiş günlük işçi olarak.

Eline geçecek para ile ikinci el eski bir dikiş makinası almak için.

Az çok anlıyorum terzilikten, kimseye muhtaç olmadan yaşarım demiş.

Ama malesef kimse tarafından rağbet görmeyince ekmek kapısı olamamış teyzeye terzilik.

Çalışmak istemiş ama elli beş yaşında hasta bir teyzeyi kim alırdı ki işe.

Tekrarladı, "Utanıyorum kızım ben, ne muhtara gittim bugüne kadar ne bir devlet kurumuna, kimseden birşey istemedim Allah'tan başka, isteyemem de, varsın öleyim bu evde olsun ama yine isteyemem ben" dedi.

Teyzenin durumunu bilen sadece bir kaç komşusu varmış onlardan biri ulaştı bize...

Dolabın fişi çekilmişti, içi bomboş olduğu için...

Açlıktan migren ağrısı tutmuş, uyuyordu biz gittiğimizde...

Kömür desen bitmek üzere; idareli kullanmak için vaktinin çoğunu farklı yerlerdeki taziye evlerinde geçiriyormuş Fatma Teyze, ısınmak için...

Olurda bir gün bir taziye evinde içten içe ağlayarak Kuranı Kerim okuyan, gözleri yeşil, yüzü solgun, ruhu bitkin birini görürseniz kimbilir belkide o dur, Fatma teyze...

Tak edince canına yalnızlık, üzerine yokluk, çaresizlik ağlayarak " Allahım herkesi duyuyorsun beni de duy " diye dua etmiş kimsesizlerin sahibine...

"Ne çok seviyormuş Rabbim seni" Fatma teyze.

Bak Gaziantep'ten Halil Koşar Bey ve Aynzılha Ok Hanım, Viyana'dan Bahadır Onur Bey,

İstanbul'dan Gizem Saruhan Hanım "Birlik" olup duana cevap olmaya geldik, dedim.

Uzun bir süre kendisini idame edecek kadar gıda,hijyen ve kömür ihtiyacı, Fatma teyzenin mduasının kabulü ile biriktirdiğim bu yüreği civanmert değerli insanlar tarafından karşılandı...

Dahası en çok ne istemiş ise o çıktı paketlerden, açtıkça şaşırdı, şaşırdıkça şükretti...

Ben de, Rabbimin bizi Fatma teyzenin duasının kabülüne vesile kıldığı için şükrettim...

Biberi çok sevdiğimi de nerden biliyorsunuz, biber de varmış derken ki sevinci ise kahkahalarımı gözyaşlarıma boğdu giderayak Fatma teyzenin hayatından...


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.