Neydi olacağı

Bizim Mehmet Ekin Vaiz’in zaman zaman kahkahalara boğduğu, zaman zaman ise kara kara düşündürdüğü skeçlerden oluşan haber bülteninin adıdır yazının başlığı. Kıbrıslılar, “Zaten beklenen de buydu” ya da “Ne bekliyordunuz ki?” anlamında kullanırlar bu ifadeyi.

Neydi olacağı.

Sondan başlayalım.

Şimdilerde devam eden ve devam edecek gibi görünen hayvancı eylemi mesela.

Neydi olacağı.

Devlet arpa fiyatını sübvanse edecek. Birkaç büyükbaş hayvancı servetine servet katacak. Yapmazsa da aynı büyükbaşlar başkenti ve memleketi birbirine katacak, darp edecek, yakıp yıkacak. Hükümet yapamayacağını söylüyor. Gerçekten zor durumda olan küçük üreticiyi tenzih ederek söylüyorum, ‘Ağalar’bundan sonra çarkları diledikleri hızda dönmeyeceği için çıldıracak.

Milli Eğitim Bakanımız Cemal Özyiğit’in planlanmış, randevusu alınmış görüşmesi gerçekleşmeyecek. Onuruna verileceği duyurulan öğle yemeği yenmeyecek. Bütçede belki de en az pay ayrılan konu olan kültür konusunda bir işbirliği anlaşması yapıp dönecek ama eğitimin e’si ile ilgili muhatap bulamayacak.

Neydi olacağı.

İmamın ordularına teslim olmayacağını ifade ederken, başörtülü kızlara diploma vermeyi geciktirirken ve din derslerini sözüm ona seçmeli yaparken bunların olacağını herkes biliyordu. O neden düşünemedi bilmiyorum.

Bakan Özyiğit bu konuda ne açıklama yaptı bilemiyorum ama ne derse desin görüşememe nedenini herkes gibi o da biliyor.

Ben o büyük büyük lafları ettikten sonra Ankara’ya gitmezdim doğrusu. Lefkoşa’da kalır ‘mücadeleme’ buradan devam eder, kimseden birşey istemek üzere gitmezdim.   

Devam edelim.

Başbakan Tufan Erhürman epeydir talep ettiği randevuyu sonunda aldı. Bu arada Başkan yardımcısı ile sürekli istişare halinde olduğunu defalarca ifade edip durdu. Ortaya çıkan sonuç, başkan yardımcısı ile görüşmeye devam.

Neydi olacağı.

Müsteşarı ve ekonomik protokolü müzakere etmek üzere görevli teknik heyet başkanını sendikal platformun çalıştayına gönderir ve içinde ‘dayatma paket’  gibi ifadelerin bulunduğu açıklamanın üzerinde fotoğraf vermesine neden olunursa ve yapısal bir sıkıntı olan fazla mesailer konusunda dik durulamayıp sendikalara teslim olunursa, olacağı buydu.

Size rahatlıkla iddia ediyorum ki, Ankara’da yapılan görüşme hiç de istenildiği gibi gitmedi.

Bu görüşmenin olumlu şekilde sonuçlanmaması, önümüzdeki günlerdeki gelişmelerin seyrini değiştirecek, hatta netleştirecek diye de iddiamı pekiştirmek durumundayım.

Başbakan Yardımcımız ve Dışişleri Bakanımızın paylaştığı Obamavari resimlere de bakmayın. Onun görüşmesi de pek parlak geçmedi anlaşılan.

İki yıl önce Berat Albayrak Enerji Bakanı iken helikopterle sismik arama yapan gemiyi ziyaret etmişti. O günlerde de ‘yılsonuna kadar sondaja başlarız’ denmişti. Kudret Özersay ile Mevlüt Çavuşoğlu görüşmesinin sonucundan iki yıl önce söylenen bir söz çıkınca anlayacaksınız ki, oradan da diplomatik nezaket haricinde bir şey yok.

Neydi olacağı.

Neydi olacağı diyorum çünkü 7 Ocak seçimlerinden sonra Kudret Özersay üç kez arandı. Kendisine inadından vazgeçmesi ve akıl ile demokrasinin emrettiği şekilde davranması ve ülkede istikrarın hakim olması için öncü olması istendi.

O ne yaptı peki?

“Hayır olmaz” dedi. “Ben yamalı bir bohçanın dört yamasından biri olacağım, bohça tutar tutmaz beni ilgilendirmez. Sizi hiç ilgilendirmez” diye yanıt verdi.

Neydi olacağı...


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.