Geçen gün çıkan Tek Yol, başlıklı yazıya gelen eleştiri notları arasında, Kerem Alsakal’ın yazdığı en anlamlısıydı. “ Bekliyordum ki” diyor sayın Alsakal, “ Avrupa Ülkeleri ile alım gücümüzü, refah seviyemizi de kıyaslayasınız.”

Konu o değildi! Beter öneriler, AB’den gelince, sesi hiç çıkmayan hatta “çözüm” diye o programın uygulanmasını talep eden bir çevrenin, çok daha masumları Türkiye’den gelince, ortalığı bir birine katmalarıydı ele aldığımız o yazıda ama bu talep, aslında açıklanması gereken bir konuyu dikkate getiriyor.

İstatistik baktım mecburen.

Örneğin ABD’de 2017 yılında ortalama olarak kişi başına üretilen değerin para olarak karşılığı, 48.147 dolar imiş…  Britanya’da 39 604, Almanya 44 458, İtalya 37 046, Lukemburg’da 100 000, Belçika 48 110… Öyle gidiyor.

KKTC?

2017 yılında bizde kişi başına ürettiğimiz toplam değerin para cinsinden ederi?

13 bin dolar…

Luksemburg’u bir yana bırakalım, ortalama bir hesapla ötekilerden 5 kat daha az üretiyoruz.

Bu ülkelerde asgari ücret ne kadar? Ona da baktım…

İngiltere’de 1394 dolar, Belçika’da 1498, Almanya 1653, ABD 1296, Fransa 1636 ilh. Öyle gidiyor bu da…

Asgari ücretimiz? 2500 TL dolayında, 500 dolar desek, rakamlara bakarsanız, onun da aşağı yukarı, ötekilerin 1/5’i oranında olduğunu görürsünüz!

Buraya kadar rakamlar birbirini tutuyor, oranlar da… Ha adildir, değildir o ayrı bir tartışma meselesidir.

Acaiplik nerede?

Efendim bizde 2017 yılında en çok satılan araba markalarına bakınca, bir acaiplik görülüyor. En çok satan araba, bir Güney Kore markası ama 2. Sırada Mercedes!!! 4. Sırada da BMW! http://www.kibris724.com/kktcde-en-cok-satilan-arac-53423h.htm Dereboyunda bir Alman milletvekili hayretler içinde bana sormuştu: “ Siz ekonomik yardım istediğinize emin misiniz? Bu kadar lüks Alman arabası, Almanya’da sokakta yoktur…” Araba örnektir… Daha bir yığın tüketim alanını sayabiliriz… Bitmez tükenmez tatilleri, iflah olmaz “kazanılmış hak”ları  v.s. Alt üst edilen kavramları… Aşureye dönmüş her zaman bir yanı eksik, göz ardı edilmiş, sistematikten yoksun “bilgi gösterileri”ni…

Vallahi olana Allah daha iyisini de kısmet etsin ama biz üretirken değil, tüketirken hata yapıyoruz asıl, galiba…  Asıl sorunumuz üretim olmakla birlikte, bu tüketim hevesi ile kaynak yaratıp da o üretim boyutuna ulaşmak da zordur, sanırım. Bir kısır döngü bu…

Ekonomi’nin bir sosyal bilim olduğu konuşulur! Çünkü sonucu “insan davranışları”na bağlıdır.

“Kriz yoktur” demekle, yok olmuyor… “Benim payım yoktur” demekle de kurtulamıyorsunuz… Ama bir türlü aşılamamasının sebebi oluveriyorsunuz…

Elbette çok kazanandan çok ama az kazanandan da “AZ”!

Onun beşte biri kadar üretiyorsan, onun beşte biri kadar tüketeceksin! Ne şaşırıyorsun? Beş kat fazla tüketmeye kalkarsan da batacaksın… Heves etmekle olmuyor bazı şeyler… Çalışarak oluyor…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.