Hac vazifesi nedeniyle yaklaşık bir aydır yazmıyorum. Açık söylemek gerekirse, gelelim neredeyse 15 gün olmasına, elime kalem almak için bolca vaktim bulunmasına rağmen, canım yazmak istemiyor.

Nedense, kutsal topraklarda tattığım manevi hazzın bozulmasını istememe ve kendimi hala oralarda ibadet edermiş gibi hissetme duygusu nedeniyle, haber-yazı-makale aklımın ucundan bile geçmedi.
Şu anda da yazarken zorlanıyorum...
Öncelikle şunu söyleyeyim. Rabbim o kutsal mekanları, Kabe'yi, Mescidi Haram'ı, Mescidi Nebevi'yi, Efendimizin ayak izlerinin bulunduğu, her yerinin Efendimiz koktuğu o toprakları, herkese görmeyi nasip etsin...
Rabbim, oralara gitmek isteyipte gidemeyenleri bir an önce kavuştursun. Bizleri de yeniden, tekrar tekrar oralara çağırsın...
 
XXX
 
Son yazımın üzerinden bir ay geçti. Ülkemiz için sıkıntının en derinden hissedildiği, dövizin 7 TL'yi aştığı günlerdi. 
15 gün sıkıntılardan uzak kalsakta, geldiğimizde kendimizi yeniden bu cenderenin içinde bulduk. Sıkıntı mı dersiniz, kriz mi, adı her neyse, artarak devam ediyor. 
Özellikle Organize Sanayi Bölgesi'nden haberler hiç iyi gelmiyor. İşten çıkarıldığı söylenen o kadar işçi var ki, inanmak istemiyoruz...
Bayramın biteli 15 gün olsa da, bir çok fabrika hala şalterleri açmış değil. Ücretli-ücretsiz izne çıkartılan işçiler, yüzde 15-20'lere düşen kapasiteler...
Bankalar para musluğunu kapatmış durumda. Kredi faizleri yüzde 40'a yaklaşırken, bırakın yüzde 40 kazancı, yüzde 5-10 kar marjı bile yokken, bu kredileri kim kullanır ki?
Banka sermayesi ile çarkı döndüren firmalar krizi en derinden hissediyorlar. Bu firmalar için tehlike çanları çok büyük çalıyor. Eylül bitiminde dönem sonu faizlerinin ödenmesinin çok kritik bir tarih olduğu söyleniyor.
Özsermayesi güçlü firmalar, bu krizden güçlenerek çıkacak gibi gözüküyor. Hatta, şu dönemde özsermayesiyle yatırım yapıp, istihdam sağlayan firmalar bile var. Helal olsun demekten başka söz akla gelmiyor...
İç piyasaya çalışan firmalar için de tehlike çanları çalıyor. Hammaddeyi döviz ile alıp, iç piyasaya TL ile satan firmalar krizin tam göbeğinde
Yurt dışına çalışanlar bir nebze daha rahat. Onlar için de sıkıntı, dünyadaki global krize dayalı tahsilat...
 
XXX
 
Şu bir gerçek, Gaziantep bu krizi en derinden hisseden bir kent
Nedeni çok basit, hormonal, obez büyüme...
Gaziantep, Türkiye'de bankalara en borçlu iller arasında en ön sıralarda. Elbette borcunu hep ödedi ama, alınan borcun ne kadarının yatırıma aktarıldığı hep muamma olarak kaldı.
Kazandığını yatırıma dönüştüren, bankadan kredi almak yerine, öz sermayesi ile yatırıma girişen şimdi çok rahat. 
Kazandığı ile gayrimenkul alan, lüks otomobillere-inşaatlara para yatıran, yetmiyormuş gibi, bankalardan aldığı krediler ile de arsa üzerine arsa alanların bugün hali ortada. Şimdi ne arsaları para ediyor, ne bankalara borcu bitiyor, ne de varolan borçlarını ödeyebiliyor...
Bu nedenle, Gaziantep'in krizi derinden hissetmesinin en büyük nedeni, tamamen krediye dayalı olarak obez büyümesi. 
 
XXX
 
Bu kadar olumsuz tabloya, sıkıntılı piyasaya rağmen, şunu da unutmayalım. Bu ülke ne badireler atlattı. Gaziantep ne sıkıntıların altından kalktı...
Elbet bu günlerde gelip geçecek, bu badire de atlatılacaktır.
İnşallah bu krizden gerekli dersleri çıkarmışızdır. 
Umarım, cebimizdeki bir liranın, bizim olmayan bin liradan daha değerli olduğunu anlamışızdır. 


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.