Geri kalmış ülkelerde muhafazakarlık hayatın her alanında size kendini hissettirir.
 
Daha iyi seçenekler ve gelişim olanakları varken mantıksız bir şekilde eskiyi savunmak da muhafazakarlıktır.
 
KKTC’ye geri kalmış bir ülke demek mümkün değil ama muhafazakar kafalar, değişime, dönüşüme ve her ileri atılıma muhalefet adı altında ket koymaya çalışan zihniyetler sayesinde ülke ziyadesiyle zarar görüyor.
 
***
 
Turizm Bakanı Ataoğlu, Antalya’ya gitti, fuara katıldı.
 
Türkiye’de turizm denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan Antalya’da birçok temaslar yaptı.
 
Bu temaslardan birisi de denizaltı turizmiyle ilgili oldu.
 
Bakan Ataoğlu denizaltı turizminin nasıl yapıldığını, yollarını, yöntemlerini, fizibilitesini yerinde gördü, inceledi.
 
Ada ekonomisi malum, gelir kaynakların sınırlı, turizm en önemli ve önde gelen sektörlerden birisi ve denizaltı turizmi gibi altyapısı ve gereklilikleri yerine getirilmesi durumunda ülkemiz için biçilmiş kaftan bir iş koluna veya benzer fikirlere körü körüne muhalefet bu ülkeye zarar vermektedir.
 
Bu işi yapan yerleri gezip, görüp ülkende yapılıp yapılamayacağı noktasında bir fikir sahibi olmalı, daha iyi ihtimalle kendi ülkende de bunu uygulama yoluna gitmelisin.
 
Bakan Ataoğlu da öyle yaptı.
 
Bakanın bu açıklaması üzerine tabiri caizse ‘geri kalmış ülkenin taze soğanları’ sosyal medyada birer birer alanları dahi olmayan bir konuda ahkam kesmeye başladılar.
 
***
 
Neymiş; denizin üstünü halletmişiz de denizin altı mı kalmış...
 
Neymiş; halkla dalga geçiliyormuş...
 
Neymiş; gülünçmüş...
 
Hayatları boyunca ülkede bir çatlak sıvamamış insanlar, istisnasız her gelişime olumsuz tepkiler vermeye başladılar.
 
Bu ülkede balon turizmi yapılmıyordu; ama artık yapılıyor.
 
Şimdiye kadar sizler akıl edip de denizaltı turizmini ülkeye getiremediyseniz ve birileri artık bu konuya el attıysa kim kabahatli?
 
Neden oturduğunuz yerden ahkâm kesiyorsunuz?
 
***
 
Biraz ağır olacak ama uçan kuşa muhalefet yapan, aslında yapmaya çalışan ama bunu bile yapamayan insanlardan bu ülke çok çekti.
 
Bu ülke pilotunu da yetiştirdi, kaptanını da mühendisini de. Bu ülke birçok başarılara imza atmış çok sayıda iş insanını, girişimcisini de yetiştirdi.
 
Siyasete kurban edilen kötü örnekleri gösterip muhalefet yapanlara baktığımda karşıma şöyle bir tablo çıkıyor: 40 yıldır ülkeyi siyasete kurban edenler ve/veya yancıları bu koronun en çok bağıran üyeleri.
 
Yukarıda dediğim gibi bir çatlağa dahi sıva vurmamış insanlar, alanlarına dahi girmeyen konularda bağırıp çağıracak bir cahil cesareti içindeler.
 
***
 
Bu ülkenin insanlarının en iyiyi hak ettiğini söylemek lafla olmuyor.
 
Bu ülkede turizm adına denizaltı da olmalı, balon da olmalı, safari de olmalı...
 
Çoğaltın çoğaltabildiğiniz kadar...
 
Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu göreve geldiği günden beri dur durak bilmeksizin çalışıyor.
 
Sektörün önde gelenleriyle, konunun uzmanlarıyla ve bürokratlarla sürekli istişare halinde.
 
Ülke turizminde son birkaç yıldır ilk kez kış sezonu doluluk oranlarından memnuniyet duymaya başladık...
 
İflasın eşiğinde olan 3 ve 4 yıldızlı oteller nefes aldı ve toparlandı...
 
‘Casino müşterisi’ diye tabir edilen turist haricinde ülke otelleri doluluk yaşıyor...
 
Ve tüm bunlar, bir milli havayolumuz olmamasına rağmen, özel havayollarının ticari suiistimalleri en üst düzeyde iken, birkaç tur operatörünün her birinin yıllık 500’ü aşkın charter uçak seferinin riskini kişisel olarak almalarıyla gerçekleşiyor.
 
Yapılan girişimlere, yatırımlara yeni fikirlerinizle katkı koyacaksanız konuşun, katkı koymak için eleştirecekseniz o da elbette değerlidir ama laf ola, önyargılı, körü körüne eleştiri yapacaksanız, siz bu ülkeye en büyük kötülüğü yapıyorsunuz beyler...
 
İşin doğrusu, sizin gibi kronik yıkıcılara kulak tıkayıp doğru olduğuna inanılan yolda devam etmek...


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.