Mustafa Kemal Paşa’yı hiç sevmeyen bir İngiliz subayı var! Yüzbaşı Armstrong… Hazret dünya savaşı esnasında, Kahire’deki Arap Bürosu’nda görevlidir. Büronun komutanı da bizim eski bir tanıdık: Sir Ronald Storrs! 1930’dan sonra Kıbrıs Valisi… Bir başka görevli de şu ünlü Lawrens’tir… Gerthurd Bell’i de eksik bırakmayalım ki şenlik tam olsun…
 
Bu Armstrong, savaşın sonunda İstanbul’da İntelligence Service’in başına getirildi. Mustafa Kemal’e “gıcık”! Sebebi? Kendi paşayı kötülemek için her melâneti sergilediği kitabında anlatıyor:
 
“ Türkiye yenilmişti ancak eskisi kadar gözüpek ve hırçın olan Mustafa Kemal, düşmanı (nı) hattından öteye geçirmiyordu... İngilizler İskenderun’u işgal etmek isteyince, buna karşı koydu ve oradaki karargâhına direnme emri vererek, saldırı tehdidinde bulundu.” (H.C. Armstrong. Bozkurt s.77 Çev. Gül Çağalı Güvcen. Arba Yayınları. İstanbul 1996.)
 
Öyle mi? Vallahi öyleymiş… Paşa, savaşı kaybetmiş bir orduya kumanda ediyor ama 7 Kasım 1918 günü emrindeki birliklere, “gizli” kayıtlı bir emir gönderiyor:
 
“İngilizler’in 7.Ordu kıtaatını müşkül duruma düşermesine meydan vermemek için…  İskenderun’a kuvvat çıkarması icap ederse ateşle menedilecektir.” ( Sadi Borak. Atatürk’ün resmi yayınlara girmemiş, Söylev, Demeç ve Söyleşileri. S.315. Kaynak Yayınları. Ankara: 1997 ISBN 975-343-155-4)
 
Beş yıl sonra İzmir’de halkla yaptığı bir söyleşide de diyor ki:  “… Halep- Kayma arasında ordumuzun süngüleriyle çizmiş olduğu hattı geçmek isteyen İngilizlere karşı derhal süngü ile karşı koymakta tereddüt göstermedim. Ve nitekim İskenderun Körfezi’ne yaklaşmak isteyen düşman donanmasına ateş ettim… “  (a.g.e  s.168)
 
Yenilip mütareke yapmış ordunun generali, yenmiş olan ordunun gemilerine ateş açıyor… Savaşı tekrardan başlatmayı göze alıyor yani! Oysa herkes de bilir ki Mustafa Kemal Paşa, 1. Dünya Savaşı’na girilmesine karşıydı. Savaş esnasında da Almanya’yı terk edip, tek başına barış yapmak isteyenlerin, örneğin bu sebeple idam edilen Yakup Cemil gibilerin, gözünü diktikleri lider, oydu… Adam mahkemede bunu söyledi, idamı yedi…
 
Peki ne oluyor da savaşa karşı olan adam, bitmiş olması lâzım gelen savaşın sonunda, dönüp bizzat kendi silaha sarılıyor?
 
Sır yukarıdaki gizli emirin içindedir… 7. Ordu nerede bulunuyor? Musul ve Halep… “İngilizler, oraya sızmasın” diyor, mealen… Neden?
 
Onu da Nutuk’da bizzat kendi açıklıyor: “ Kilikya ile Suriye ve Mezopotamya arasında kurulacak bir Tampon Devlet, söylendiği gibi bir bağımsız bir Kürt devleti olmayacaktır. (Tam tersine, Kürtleri daha da bağımlı hale getirerek, inanmayan Araplar’ın “bağımsızlığının” haline baksın, N.B. dünya emperyalizminin) bizi kuşatmasına yarayacaktır. Buna izin veremeyiz, vermeyeceğiz” ( NUTUK. MEB Yayını. 10. Baskı s. 243) Mustafa Kemal Atatürk’ün bu tespitinin vehim mi yoksa gerçek mi olduğunun anlaşılması için, dönemin Rusya basınına da bakılmasını, Pravda ve İzvestiya gazetelerindeki makalelerin de taranmasını, tavsiye ederim. Onlar da ve hatta İran’ı yönetenler de böyle düşünüyorlarmış o zaman! Kaynak? Dr. Mehmet Perinçek. Sovyet Devlet Kaynakları’nda Kürt İsyanları.Kaynak Yayınları. İstanbul.
 
Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasının paylaşımı, bitmiş değildir. Selçuklu da dahil, bin senelik bir birikimin mirası, zaten yüz yılda bitirilemezdi! İşte halâ Sykes-Picot Anlaşması’nı tartışıyoruz.
 
BU mirastan aslan payını almak isteyenlerin yerel milliyetçilikler ve mikro şövenizmler yaratarak, bunları bağımsızlık vaadi ile kışkırtıp kullandıkları da tarihsel bir gerçektir. Hak vermek mümkün değil ama o emperyalistleri ve bizim deyim ile “gofa gelen” mikroşövenistleri de anlarım. Osmanlı’dan kurtulacağım diye bin parçaya bölünüp, beş beter sefil olan coğrafyaya bakmak, aslında ders olmalıydı ama iktidar elde etmek hülyasının şehveti, hemen her zaman aklın önüne geçiyor, tamam, anladık!
 
Ancak:
 
Son günlerde Suriye’deki Amerikan askeri varlığının tavrı, zaten Mustafa Kemal Paşa’nın, Nutuk’taki tespitini alem aşikar kanıtlamışken, hem de Kemalistlik, Atatürkçülük adına akla ziyan bir politika izleyen CHP’nin kendi kurucusuna karşı bu tutumunu, anlayamıyorum…
 
Atatürk’ü de mi Tayyip Erdoğan’a bıraktınız?
 
Onun “İzin vermeyiz, vermeyeceğiz” dediği şeyi yapıyor adam…

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.