Tarih yazmanın güzelliği, ele aldığınız olay yaşanırken yazılanların, ondan sonra ne olacağı bilinmeden kaleme alınmış olmasına karşı, sizin sonra olanları da bilerek yorum yapmanızdır.

Aşağıda okuyacağınız yazıyı, 17 Haziran 2015 tarihinde bu köşede yayınlamışım. Ondan sonra ne olacağını, henüz bilmiyormuşuz! Şimdi, o yazıdan sonra neler olduğunu, biliyoruz… Buyrun yazıyı okuyalım, iki kelâm da ondan sonra ederiz:

“ Başlık: Kendi ayağına sıkmak…
7 Haziran seçimlerinden bu yana Türkiye’de olup bitenlere bakıyor musunuz? Ben bakıyor ve hayretler içinde kalıyorum. Neden, derseniz?

Nerden başlayayım?

Önce zil takıldı oynandı ki AKP tek başına hükümet kuracak bir çoğunluk sağlayamadı… Onun ardından, meclise giren diğer üç parti de ayrı ayrı açıkladılar ki hiçbiri AKP ile koalisyon kuramayacak! Amenna… Fakat sonra, şimdi de açıklıyorlar ki üçü birlikte de bir hükümet kurmayacaklar! AKP/MHP olur mu? Ki en uygunu o aslına bakarsanız… Hayır olmaz… AKP/HDP? O da olmaz… AKP/CHP, hiç olmaz… Pek, güzel… CHP/MHP/HDP olacak demek ki! Hayır… O hiç olmaz… İkisinden biri CHP ile koalisyon yapsın, öteki onları dışarıdan desteklesin… MHP de HDP de birinin olduğu yerde ötekinin olamayacağını açıkladıklarına göre o da olmaz… AKP azınlık hükümeti kursun, birinden biri dışarıdan desteklesin… Kimse kabul etmiyor…

Ne olacak? Ona geçmeden önce, ne olmakta ona bakalım…

AKP hükümeti görevde, Davutoğlu da başbakan! Yenisi kurulana kadar, orada oturmaya devam edecekler. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hükümeti kurma görevini; ilk partinin başkanına verecek… Ve o da kuramayacak! Ama başbakan olarak, oturmaya devam edecek… On beş gün sonra, gidip cumhurbaşkanına görevi iade edecek… O da çağırıp ikinci partinin başkanını, diyecek ki : “ AKP kuramadı, buyurun siz kurun…” Kılıçdaroğlu, herhalde “Hayır, bana ne” diyemez… İki hafta da o debelenir, kuramaz geri gelir… Etti otuz gün… On beş de Bahçeli harcasa, etti mi size kırk beş? Öte yandan, anayasa da cumhurbaşkanına, 45 günde hükümet kurulamazsa, meclisi feshetme yetkisi veriyor… Buyurun, erken seçime…   O zaman da meydanlarda Erdoğan ve Davutoğlu’nun söyleyeceklerine cevap yetiştirin… 

Bu mühim değil… Elbet, klozeti altındandır; altın kupada çay içer gibi bir şeyler söylemek mümkün ama bu arada hükümet kim? Başbakanlık koltuğunda kim oturuyor?  AKP ve Davutoğlu değil mi? E? Ne işe yaradı HDP’nin barajı geçmesi? Bu defa da geçeceğinin garantisi var mı? Ya da CHP’nin gene %24 alabileceğinin? “Kazandık” dedikleri seçimden sonra bile ne yapacağını bilemeyen, bir hükümet kuramayan, koalisyon ortağı bile olamayan partilere, gene aynı destek gelir mi? Yoksa AKP gene %45-46’yı mı bulur? Hele arada dövizin çıkması, istikrarsızlık, tüketici fiyatlarının artması, yabancı sermaye girişinin durması gibi sorunların sebebi de bu üç partinin sebep oldukları kriz diye sunulacaksa, ki adamın eli armut devşirmiyor… 

Varın düşünün… Siz düşüne durun ama bu üç partiyi yönetenler acaba ne düşünüyorlar? AKP gene hükümet, Davutoğlu hâlâ başbakan… Taraftarlarına ne deyip de gene oy isteyecekler? Bilmem… Şaşkınlığımın sebebi de o…
Adamı haklı çıkarmak üzere mi politika yapıyorsunuz kardeşim? Kendi ayağına gece gündüz sıkarak, yürünebilir mi?

Bu siyaset mi şimdi?

Hayretler içindeyim… “

Kıssadan hisse… Hayatının bir döneminde, “Her şeyi olduk,” ya da “Hiçbir şey olamadık!” “Bakan da olsun, olalım bari…” diye siyasete heveslenenlerin tümüne duyururum… Yeter ettiniz, akıl da koyun…

Adamı güle güle yola getirmezler…  Devamını anladınız değil mi? Hani bir tanesi DAÜ’de dediydi, işte o…


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.