Türkiye’de 1950’li yıllarda başlayan köyden kente göç, daha sonraki yıllarda da ciddi sorunları beraberinde getirdi.
 
Göçün temel sebepleri arasında ekonomik ve sosyal durum yer alıyor.
 
Bu iki ana başlık köyden kente göçün başlıca nedenlerinden.
 
Diğer nedenlere değinmek gerekirse, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, ulaşımın zorluğu, doğal afetler, bölgesel iç savaşlar, iş seçeneklerinin azlığı ve yüzde olarak ele almak gerekirse az da olsa töre ve adet gibi ailevi sorunların meydana getirdiği nedenler olarak iç göçü sıralayabiliriz.
 
Bir çiftçi yapmış olduğu işin karşılığını alamayınca veya o işi yaparken karşılaştığı sorunlar nedeniyle yapmış olduğu işi ve toprağını bırakıp kente göç etmeyi tercih ediyor.
 
Daha düne kadar yeryüzünde kendini besleyebilen 7 ülkeden biri olduğumuz halde, bugün tarım ürünleri ithalatımız, ihracatı geçmiş durumda. Bu nedenle de köylümüz, çiftçimiz tam manasıyla bitmiş durumda. Şimdi de çiftçinin diğer gelir kaynağı olan hayvancılık baltalanmak isteniyor.
 
Atatürk'ün 'Türkiye bir tarım ülkesidir' anlamına gelen "Köylü milletin efendisidir" sözü de böylece zamanla hükmünü yitirmiş olacak.
 
Et fiyatlarındaki yükselişi durdurmak için ithalat kararı alan hükümet, belli ki tarih boyunca 'Anadolu toprakları' üzerinde yaşayan insanları beslemiş olan ülkemizin içinde bulunduğu çıkmaza, IMF politikaları nedeniyle sürüklendiğini görmezden gelmeyi tercih ediyor.
 
Çiftçilerimizin tamamı neredeyse borçlu ve borçlarını ödeyemez durumda.
 
Sadece elektrik borcu bile Türkiye genelinde 2.5 milyar lira iken bunun 1 milyar lirası gecikme faizidir. Türkiye'de tüketilen elektriğin yüzde 3'ü tarımsal sulamada kullanılmaktadır.
 
Çiftçiler elektrik borçlarını zamanında ödeyemediklerinden yüzde 36 gecikme faizi ödemek zorunda bırakıldılar. Bilmeyenler için söylemek isterim ki bu gecikme faizi, sadece tarım sulama elektriğinde kullanılmakta...
 
Açılımı nedir? Sulama, elektrik kullanma, ekme, biçme vs.
 
Yani tarımı unut...!
 
Çözüm? İthalat...
 
Şimdi de sırada hayvancılık var.
 
Türkiye'de 1980 yılında 57 milyon küçükbaş, 13 milyon büyükbaş olmak üzere toplam 70 milyon canlı hayvan sayısı vardı. 2009 sonunda 30 milyon küçükbaş, 10 milyon büyükbaş olmak üzere toplam 40 milyona düştü. Yasal ve dolaylı süt tozu ithalatı sebebiyle de hayvanların birçoğu kesildi ve süt açığı ortaya çıktı.
 
Yani IMF'nin dayatmaları sonucu tarım gibi hayvancılığımız da çöktü.
 
Çözüm? İthalat...
 
2002 yılında 40 kuruş civarında olan buğday, 2009 yılında da 40-45 kuruş arasında satılmıştır. Çiftçimiz 8 yıldır ürününü aynı fiyata satmaktadır. Buna karşın gübrede, elektrikte, mazotta yüzde yüz artışlar olmuştur. 2002 yılında 1.75 kuruş olan mazot, 2017 yılında 5’lirayı geçmiştir.
 
Maliyetlerdeki bu artış, çiftçiyi çok zor durumda bırakmıştır. Çiftçi tarlasını ekemez hale gelmiştir.
 
Peki, hükümet gecikme faizlerini silerek çiftçilerimizin borcunu azaltsa ithalata yöneleceğine çiftçimize yönelse ne kaybeder?
 
OY…
 
Temennimiz köylerimizin eskiden olduğu gibi cıvıl cıvıl, şen şakrak, içinde çocukların özgürce koşup oynadığı ve en önemlisi eskiye bakarak hayat kalitesinin daha da arttırıldığı, insanlarımızın göçmek zorunda kalmadığı, yerleşim alanları olarak tekrardan görmemiz.

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.