Barzani böyle buyurmuş(!)
 
Devlet olacağız…
 
Olur, neden olmasın!
 
Geç bile kaldı(!)
 
Hiç kimse Barzani’ye kızmasın!
 
Efelenmesin! (Devlet Bahçeli hariç)
 
Barzani’ye bu cüreti veren biziz biziz…
 
O Mesut Barzani değil miydi, siyasi fahişe Talabani ile cebine T.C. kırmızı pasaport koyduğumuz.
 
Güya PKK ile mücadelede bizim yanımızda saf tutmuşlardı…
 
Peşmergeye verdiğimiz silahlar, PKK’lı teröristlerde çıktı.
 
Bugüne ne kadar benzeş durumlar değil mi?
 
Bu kadar mı balık hafızalı olduk!
 
Ne tez unuttuk… siyasi travesti Talabani ile Bölücübaşı Apo’nun birlikte basın toplantısı yapmalarını…
 
O gün bile konunun ehemmiyetini anlamayan medyamız, Apo’nun giydiği takım elbisesini, Talabani’nin Küba purosunu haber yapmıştı.
 
Gün geldi…
 
İkinci Körfez Savaşı’nda, ayaklar baş oldu. Vatansız Barzani, Talabani ve Osman Abdullah’lar Irak Geçici Meclisi’ne girdi. Üstüne üstlük Talabani, Meclis Başkanı oldu… Bağdat’ta Dicle kıyısındaki geçmişte Saddam’ın ve onun kurmaylarına ait villa ve köşklere el koydular.
 
O tarihlerde Bağdat’ta muhabirdim. Irak Geçici Meclisi Amerikalı askerlerinin gölgesinde basının huzuruna çıktı. Artık Talabani ve Barzani’nin Antep tabiriyle tükürükleri balta kesmiyordu. Osman Abdullah denilen yerden bitme vardı… Keleşli adamları tarafından korunan Bağdat’taki villasında röportaj yaparken, Türkiye’ye horozlanıyordu. O an elimdeki mikrofonu kafasına geçirmek içten bile değildi. Sam Amcası’yla gerdeğe girmesine bakmadan, güç devşiriyordu.
 
Körfez Savaşı’nın, Saddam için mi yapıldı yoksa Talabani ve Barzani gibilere sonsuz imtiyaz sağlamak için yapıldığı konusunda hala ikilemdeyim…
 
Irak’ın bankalarındaki milyonlarca doları Barzani ve Talabani’nin peşmergeleri çuval çuval talan ettiler.
 
Bugün DEAŞ’ın yaptığını o gün, Barzani ve Talabani yaptı…
 
Irak’ın Geçici Meclisi’nin tek Türkmen üyesi olan Songül Çabuk’u ah o gün bir dinleseydiler… Ben dinledim… Dinledikçe, Türklüğümden utandım…
 
Songül Çabuk’un iki çocuğu vardı. Oğlunun adı Türkeş, kızının adı Tansu idi… Alpaslan Türkeş ve Tansu Çiller’e hayranlığından çocuklarına bu isimleri koymuşlardı…
 
Anlattı…
 
“Tezkerenin çıkmaması hiç iyi olmadı” dedi…
 
Barzani ve Talabani’nin peşmergeler, tezkere çıkıyor, Türk askeri geliyor diye korkak tarla fareleri gibi Musul ve Kerkük’ü terk ettiler… Tezkereye hayır çıkınca, gidişleri ne kadar sessiz olduysa, dönüşleri o kadar şaşalı ve gürültülü oldu… Toyota jeepler üzerinden davullar zurnalar çalarak döndüler… O gün bugündür Kürtler, Sam amcalarıyla rüyalarında dahi göremeyeceği imtiyaz ve güçlere sahip oldular.
 
Bilsinler ki; Ta o gün tezkereye “hayır” diyen el kaldıranlar, bugün Barzani’nin referandumuna “evet” olarak kaldırmışlardır.
 
Amerikalı askerler, Bağdat, Ramadi, Felluca ve Basra’da ellerini biran tetikten çekmezken… Gez, göz arpacık durumunu hiç bozmazken…
 
Kuzey Irak’a konuşlanan Amerikalı askerler, palaskalarını çözmüş, elleri Kürt kızlarının omuzlarında gezdiriyorlardı.
 
Irak Merkezi hükümetiyle yaşanan her krizde Kürt kartını kullanmak hataydı. Bağdat’a karşı Erbil kozunu kullanmak referandum sandığını önümüze getirdi.
 
Türkiye’de sözde Kuzey Irak bayrağını göndere çekenler… bugün, referandum bayrağını göndere çekenlere söz söyleme hakkı yok.
 
Kuzey Irak ile en çok ticaret yapan Gaziantep’ten sesleniyorum…
 
Barzani diyor ki; çok bedeller ödedik!
 
Dün o coğrafyada sınırlar cetvellerle çizildi. Nerede görülmüş başka bir milletin mandalığıyla hür olunduğu ve devlet kurulduğu…
 
Dön Çanakkale’ye… Sakarya’ya… Dumlupınar’a ve Gaziantep’e bak, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
 
Saddam’ın bankalarını soyarak, villalarını işgal ederek, Kürt kızlarını Yankilere peşkeş çekenler devlet olmaktan söz ediyor.
 
Neymiş, Türkiye son sözünü henüz söylememiş.
 
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…
 
Devlet Bahçeli’nin düşündüğü yerdeyim…
 
Türkiye tezkereyle çok ağır bedeller ödedi… Referandum, tezkerenin bedelinden çok daha ağır bedellere mal olur…
 
Söz değil sağlam irade gerek.

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.