Çok sabit ve basit ama önemli orijinal hallerimiz vardı bizim.

Kurgulanmış gibiydik.

Aynı şeyleri dert eder aynı şeyleri değiştirmek için çaba gösterirdik.

Bilirdik!.. İt kim yiğit kim?.. Bilirdik.

Dostluğumuz köyü görene kadar değildi.

Acısı olanın acısını, sevinci olanın sevincini paylaşırdık.

Allah’ın takdirine inanır, sefere çıkar zaferi Allah’a bırakırdık.

Farklı meseleler tartışır, milletin geleceğine kafa yorar, tuttuğumuz takımın kadrosunu tek nefeste sayardık.

Severdik, sevilirdik…

Kim hasta, kim yasta,  kim darda takip ederdik..

Ziyaret ederdik…

El uzatır, yardımcı olmaya çalışırdık…

Kredi kartsız alış verişler yapar, borcumuzu zamanında öderdik.

Mahalle bakkalını çok sever, onun dükkanında dünyayı barındırdığını düşünürdük.

İmkanlarımız ölçülü, sahip olduklarımız kıymetliydi, değerliydi…

Elde edemeyeceklerimizi dert etmeden yaşadığımız için, mutluyduk…

Standart belli, sınır belli yaşam şartları sahip oldukların kadar kaliteliydi.

Hayallerimiz vardı…

Okumak, tahsilli biri olmak vatana ve millete faydalı bir vatandaş  olmak isterdik.

Ailelerimiz bu temel üzerine hayatımıza istikamet tayin ederdi.

Elde edemeyeceğimiz şeyler için başkalarının yaşam haklarını elinden almazdık.

Saygılıydık.

Allah’ın takdirine inanır, bunda da bir hayr vardır deyip yolumuza bakardık.

Teknolojik iletişim imkanlarımız yok, gönül, muhabbet ve komşuluk-akrabalık yani sosyal  ilişkilerimiz kuvvetliydi.

Twitter yerine orijinal sosyal ilişki, Facebook yerine vefalı ziyaretler yapar bilgilenir ve bilgi alırdık.

Yakınlarımızı sosyal medyadan değil sosyal hayatta takip ederdik.

Davetiyeleri whatsApp’tan değil elden ulaştırırdık.

İnsanlarla yüz yüze gelir halini hatırını sorardık.

Basit ama önemli kurgulanmış orijinal hallerimizdi bunlar.

Ya şimdi?..

Hızla uzaklaşıyoruz bu değerlerden ve davranışlardan.

Tamamen kendimizi sanal bir dünyanın içine hapsetmiş durumdayız.

Adım adım bir uçuruma doğru gidiyoruz.

Kültürel, sosyal, ahlaki kadim değerlerimizi unutuyoruz.

İnternet başında en fazla zaman geçiren ülkeler içiresinde Türkiye 240 ülke arasında 16. sırada (Digital, Social & Mobile” raporu 2015 sonuçları).

Ayrıca Türkiye, mobil cihazlardan sosyal medya kullanımında (aktif kullanıcı sayısının ülke nüfusuna oranı kriterine göre) yüzde 42’lik oranla, 11. sırada. 

Facebook, Twitter ve WhatsApp başta olmak üzere sosyal medyada geçirilen süreye bakıldığında ise Türkiye günlük ortalama 2.9 saatle, 11. sırada. 

Mobil cihazları üzerinden alışveriş yapmada Türkiye yüzde 19’luk oranla 7. sırada. Bu sıralama 2016 yılı için güncellenirse artmıştır diye düşünüyorum.

Sosyal Medyanın Zararları;

 

-Sosyal medya ve sosyal ağ ortamları yetişmekte olan gençlerimizi aşırı derecede kullanımda gerçek sosyal ortamlardan uzaklaştırıyor

-Asosyal insan ilişkileri zayıf, pasif ve mutsuz kişilikler ortaya çıkabiliyor.

-Gereksiz gruplaşmalar eylemleşmeler de sosyal medya üzerinden gerçekleşebiliyor.

-Yayınlanan bir yalan haber anında dünyaya yayılabiliyor ve kullanıcıların akılları karışabiliyor. Bunların önüne geçilmezse internet ortamı ve sosyal medya ortamı bulunduğu kirlilikten kurtulamayacak gibi görünüyor.

 

Bu gerçeklik üzerinde ciddi anlamda düşünülmesi gereken, tedbirlerle kontrol edilebilir hale gelmesi gereken bir mesele haline geldi.

Yararları yoktur demiyorum. Muhakkak ki zararlarının yanında ciddi anlamda yararları da olan bu gerçekliğin standart temeller üzerine oturtulması gerekmektedir. 

Eğitim seviyesi düşük olan toplumlarda sosyal medyanın doğru kullanılmadığı zaman telafisi imkansız neticeler verdiğini gördük.

Ben Gaziantep’in özellikle bu konuda ciddi anlamda kendini gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Gerek yerel yöneticilerimizin gerekse de mülki idare amirlerimizin ve siyasi parti temsilcilerinin, akademisyenlerimizin toplumsal bilinci artıracak, doğru kullanımı sağlayacak ve kentin huzuru ve güveni için tehdit oluşturacak yapılarla mücadele için bu meseleye kafa yormaları gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Bir reklam filminin spotu olan ‘Kontrolsüz güç güç değildir’ mantığından yola çıkarak, gerek insani değerlerimizin korunması, sosyal ilişkilerimizin geliştirilmesi ve bizi biz eden manevi değerlerimizin yeni nesillere aktarılması için özellikle okullarda bu durumun anlatılması ve eğitim verilmesi gerektiğini anlatmak istiyorum.

Gaziantep gerek 2 milyonu aşan nüfusu ve gerekse de şehirde yaşayan 400 bine yakın mülteci sayısı ile stratejik ve önemli bir kent olarak bu konuda ciddi tedbirler almalı.

Ben internetin ve sosyal medyanın doğru ve düzenli kullanımdan yanayım.

Bir sınır şehri olan Gaziantep’in kendine has müstesna değerleri ve kazanımları, dışımızda gelişen meselelere kurban edilmeden harekete geçme zamanıdır.

Şehrin tümüne bedava internet verelim karşı değilim.

Herkes özgürce fikrini söylesin, paylaşsın…

Ama düzenli ve kontrollü kullanım bilincinin artmasını sağlayalım.

Kalın sağlıcakla…

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.