İnsan yaşamında öyle olaylar, zamanlar, durumlar vardır ki!

Nasıl tepki vermesi gerektiğini bilemez, kestiremez ve karar vermekte gerçekten zorlanır.

Öyle bir zaman ve durum içerisindeyim.

Birkaç gün içerisinde Van, Bitlis, Elazığ derken, maalesef terör çirkin ve soğuk yüzünü Gaziantep’te de gösterdi.

Hainlerin, kalleşlerin, kahpelerin, kana susamış canilerin hedefinde bu defa sivil insanlar vardı.

Acımadılar!

Elleri, ayakları, yürekleri titremedi.

Gözlerini bile kırpmadılar.

Kıydılar onlarca masuma…

En savunmasız anlarında yaktılar canlarını, canımızı!

Mutlu olmak, geleceğe dair serptikleri umut tohumlarını yeşertmek için bir araya gelen masum insanlara kastettiler bu kez.

Çoluk, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demediler.

Gözleri dönmüştü bir kere.

Kana susamışlardı!

Ve yaptılar yapacaklarını.

Kana buladılar insanların hayallerini, geleceklerini, umutlarını…

Puşt, hain, kalleş, kanları bozuk, kahpeler.

Onlara insan bile demiyor, diyemiyoruz, demeyeceğiz,

Tamam anladık.

Onlar varoluşlarının gereğini yapıyorlar.

Ya biz?

Biz ne yap(m)ıyoruz?

Neden insanlarımızın ölümüne engel olamıyoruz?

Neden önlem, tedbir alamıyoruz?

Alıyorsak, neden yetersiz kalıyoruz?

Nerede hata yapıyoruz, ya da nerede eksiğimiz var?

Kim bu yaşanan ölümlerin, acıların ve gözyaşının sorumlusu?

Siyasi otorite mi, bürokrasi mi yoksa toplum olarak bizler mi?

Kim arkadaş bu işin sorumlusu?

Yeter…

Birisi çıksın hesap versin artık.

Korkmayın emniyettesiniz, canınızı, malınızı, çoluk çocuğunuzu koruyoruz, koruruz, koruyacağız desin.

Aldıkları önlem, tedbirleri anlatsınlar.

Bahçe duvarlarını yükseltip, dikenli tellerle çevirenler, hizmet binalarının etrafını trafiğe kapatıp, bina girişlerini TOMA’larla, beton bariyerlerle geçilmez hale getirerek kendilerini sağlama alanlar.

Siz evet siz…

Size sesleniyorum.

Kendinizi koruyorsunuz!

Bizi neden koruyamıyorsunuz?

Ne olacak bizim halimiz?

Ne yapmamızı öneriyorsunuz?

İtidal mi?

Sağduyu!

Sükunet!

Ne yapalım, nasıl hareket edelim, nasıl davranalım?

Nasıl?

Yine mi aynı şeyleri öneriyorsunuz?

Hanımefendiler, Beyefendiler…

Yıllardır bizlere aynı şeyleri söylüyorsunuz ve vardır bir bildikleri deyip, söyleneni yapıyoruz.

Ama biz yine ölüyoruz!

Farkında mısınız?

Sizler itidal, sağduyu ve sükunet çağrısı yapmaktan başka bir şey yap(a)mıyorsunuz.

İnsanlar Allah’a emanet yaşıyor.

Kimin nerede, ne zaman hain bir saldırı sonucunda öleceği belli değil.

Koruyamıyor, kurtaramıyor, yaşatamıyorsunuz bizleri.

Bize artık başka şeyler söyleyin.

Başka şeyler yapın.

Çünkü.

Korkuyorum, korkuyoruz!

Pisipisine ölmekten, sevdiklerimi, sevenlerimi kaybetmekten korkuyorum.

Çaresiz, habersiz, tepkisiz, hiçbir şey yapamadan hainlere, kahpelere, kalleşlere hedef olmaktan korkuyorum.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Dedim ya nasıl tepki vereceğimi bilemez, kestiremez, karar veremez haldeyim.

Ben en iyisi susma hakkımı kullanayım.

Herkes gibi susup, seyredeyim!

Neme lazım?

Adamı hain, bölücü, FETÖ’cü, Ergenekoncu, dış güçlerin maşası, yaparlar.

Biliyorum ki ben susmazsam sustururlar!

Ülkenin getirildiği noktaya, milletin haline kahretmek, üzülmek derdiyle dertlenmek haddimiz, işimiz değil!

Bu arada yazımı okuyup, hiddetlenen, öfkelenen, yüreği kabaran, bir şeyler yapmak ya da yapamadığı için içi içine sığmayan, kendini paralayan arkadaşlara da tavsiyem bu yönde.

Bence sende öyle yap arkadaş.

Sus ve seyret!

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.