Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep Demokrasi meydanında düzenlenen birlik ve kardeşlik mitingine katıldı, değerli konuşmacıların ardından büyük bir coşkuyla Gaziantep Halkı Cumhurbaşkanını bağrına bastı.

Emniyet gerekli tedbirini almıştı. Adeta havada kuş uçurtmuyor yerde de karıncaları bile hareket ettirmiyordu. Olması gereken de zaten buydu. Çünkü ülke çok büyük ihanetlerin yaşandığı bir zaman dilimini yaşıyor.

İzlenimlerimde halkın coşkusu, katılımı iyi olmasına iyiydi, bu katılıma  Suriye’li kardeşlerimiz de yoğun ilgi göstermişlerdi. On beş Temmuz sonrasındaki demokrasi nöbetlerinde ki katılımı göremedim. Acaba Cumhurbaşkanının programı tam belli değil miydi ki gereken duyuru yapılamamış mıydı bilemiyorum. Fakat bildiğim ve gördüğüm on beş Temmuz darbesinin devirmek için hedeflediği Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Gaziantep’i ziyaret etmesi nedeniyle daha yoğun bir kalabalık bir katılım bekliyordum. Yalnız beklediğim veya umduğum kalabalığı göremedim. Oysa Emniyet yoğun bir katılım beklediği için tedbirleri geniş almıştı.

Tuhafıma giden başka bir şey de Cumhurbaşkanının konuşması bitmeden bazı teşkilat mensuplarının miting alanını terk etmesiydi. Nasılsa göründüm beni gördüler imajı mı verilmek isteniyordu bilemiyorum. Ancak sen teşkilat üyesi olarak erken terk edersen vatandaş ne yapsın, belki de alanı en son terk etmesi gereken sensin.

Yalnız görünen o ki Sayın Cumhurbaşkanı işin vahametini bildiğinden dolayıdır ki; vatandaşlara bir fetocu bilir veya görürseniz savcılıklara gidin ihbar edin demekteydi. Adamlar Cumhurbaşkanının canına kast etmişler, bulsalar öldüreceklerdi, bundan daha vahim bir olay var mı. Ülkede kargaşa çıkarmak için ellerinden geleni halen artlarına koymuyorlar. Nihayet Cumhurbaşkanımızın kaldığı otelde ayrıldıktan sonra şehitlerimiz vardı. Sormak vatandaş olarak hakkımız değil mi, Acaba bunun siyasi ayağını teşkil edenler neden bu konuda Cumhurbaşkanı kadar bu işin üzerine gitmemektedir.

Sayın Cumhurbaşkanının 17-25 Aralıktan sonra inlerine kadar gireceğiz demesine rağmen, 15 Temmuzda ve sonrasında yaşananlar teşkilatın yeterince destek vermediğini gösteriyor. Nihayetinde görüyoruz ki bazı üst düzey teşkilat mensuplarının yakınları ya gözaltına alınıyor ya da tutuklanıyorlar. Haberlerinin olmaması mümkün değil, Sayın Topbaş’ın damadından habersiz olmasını aklım almıyor.

15 Temmuzda ülke uçurumun kenarından döndü, bu kadar büyük bir ihaneti tahayyül etmek bile insanı rahatsız ediyor. Hani koynumuzda yılan beslemişiz özdeyişi cuk diye oturuyor durumu anlatmaya. Bunlar yılana kurban olsunlar yılanın ne bilinci ne aklı var o fıtratının gereğini yapıyor. Oysa bunlar, bu iblisten rol çalanlar hem ülkeye hem dine hem insanlığa ihanet etmişlerdir.

Düşünüyorum da gerçekte ülkenin verilmiş sadakası varmış. Bir dostum da beni teyiden ya Sinan Hocam verilmiş sadakamız var, İki milyon Suriyelinin ülkemizde barınması onların duaları verilmiş sadakadır dedi, doğrudur dedim. Rabbim mazlumların dualarını kabul eder.

 

 

Reklam


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.